Examples of using Marmelat in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Eğer içimde iki kase marmelat varsa.
Ve krema! Ve marmelat.
Reçel ve marmelat.
Marmelat nerede?
Marmelat kavanozunu açarken filan mı burktun?
Marmelat Ormanında- Ormanında.
Tamam. Suyu marmelat haline getiren şey budur.
Tamam. Suyu marmelat haline getiren şey budur.
Tamam. Suyu marmelat haline getiren şey budur.
Son kontrolde marmelat yapımıyla ilgili dört kitap okuttu.
Tilly mi? Marmelat sandiviçli kız?
Marmelat sandiviçli kız? Tilly?
Tilly mi? Marmelat sandiviçli kız?
Marmelat sandiviçli kız? Tilly?
Bazen marmelat da sürmeyi severim.
Uzun lafın kısası, marmelat kazası değildi.
Havlu dağıtmaktan kollarım vıcık vıcık marmelat gibi oldu.
Havlu dağıtmaktan kollarım vıcık vıcık marmelat gibi oldu.
Onu kimse yemez.- Marmelat.
Ama bana tereyağı bulacak bir tanıdığım yok. Bu yüzden marmelat yemek zorunda kalacaksın.