Examples of using Misyon in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Misyon sahibi oldun, Bertan Abi!
Burada misyon sahibi bir insandan bahsediyoruz.
Misyon, bitmiş oluncaya kadar,
Gözlerindeki ışığı gördüm, o misyon sahibi ışığı.
Ben Ulusal Şiddet Suçları Analiz Merkezinin misyon katili olarak sınıflandırdığı biriyim.
Hükümet de onları bu yüzden misyon adasına gönderiyor.
Yang orada olduğunuzu öğrenirse misyon tehlike altında demektir.
Sanırım dönmüş. -Bir misyon numarası.
Bu sefer düzgün bir şey olsun, Misyon filminin müziği değil.
Yang orada olduğunuzu öğrenirse misyon tehlike altında demektir.
Nerden biliyorsun?- Misyon mu?
İsrail Türkiyede iki diplomatik misyon açtı; elçiliği Türkiye başkenti Ankarada ve Başkonsolosluğu,
Bize misyon topraklarinin devredilmesiyle ilgili… nasiI bir tutum izleyeceginizden bahseder misiniz??
Priştinedeki ABD Ofisinin misyon başkanı Tina Kaydanow yerel halkı tebrik ettiği konuşmasında, Parteşe yerel halkı desteklemek için geldiğini söyledi.
Toplantının önemli konu başlıklarından biri, NATOnun misyon başlatma yönündeki siyasi kararı ile bunları gerçekleştirecek güçlerin mevcudiyetinin sağlanması arasındaki bağlantının geliştirilmesiydi.
Misyon, 2006 sonuna kadar Hırvatistanın uluslararası topluma karşı yükümlülük
Misyon, eyaletin statüsü konusundaki karar verildiğinde bazı görevleri AB liderliğindeki olası bir misyona bırakmayı da planlıyor.
Eylül 2008de Kosova Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Misyon Başkan Yardımcılığına atanmıştır.^'' Kosovanın ilk Türk diplomatı.
Misyon bildirgesi ve amacı, uzay teknolojisinde barışçıl araştırmalar yapmak
Jemmy ve York minster, misyon lideri peder Richard Matthews ile birlikte arkada bırakılmıştı.