Examples of using Nefesimi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tam arkandayım. Nefesimi ensende hissedebilirsin ve yarıştaki sürpriz at olacağımdan emin olabilirsin!
En ufak bir kapı sesinde… Kulağımı tahtaya yaslıyor öyle dikkatle dinliyorum ki… kendi nefesimi duyabiliyorum.
yağmur tanesi kadar fazla öpüşme beni iliklerime kadar etkileyen öpüşmeler nefesimi kesen öpüşmeler.
kez maruz kaldım ve bir keresinde nefesimi toplayamamıştım ve sanki göğsüm cayır cayır yanıyordu. Hemşire acıyı derecelendirmemi istedi.
Bana nefesimi ve giysilerimi kokutabilecek ve ciğerlerimi kurutacak birşey verin. Gerçekten zor kazanılmış paramızı tezgaha bırakıp… ve'' Lütfen, Bay Ölüm Taciri, efendim lütfen.
efendim lütfen… bana nefesimi ve giysilerimi kokutabilecek ve ciğerlerimi kurutacak birşey verin!
Her sabah, aylarca, uyandığım an yaptığım ilk şey nefesimi 52 dakikanın 44 dakikasında tutmak oldu, Nefesimi 44 dakika tutuyordum.
imkansız. kendime, hayatımın geri kalanı için nefesimi.
her şey yerli yerine oturuncaya kadar çok yavaşça; nefesimi tutarak, kalp atışlarımın arasında çalışarak, evi yapmaya karar verdim.
bana yerde olabildiğince hareketsiz yatıp nefesimi tutmamı söyledi.
Gerçekten zor kazanılmış paramızı tezgaha bırakıp… ve'' Lütfen, Bay Ölüm Taciri, efendim lütfen… bana nefesimi ve giysilerimi kokutabilecek ve ciğerlerimi kurutacak bir şey verin.
acil servise giderken asansörde yol boyunca nefesimi tutmam gerekti.
kez yanıma çağırmak olacak. Böylece son nefesimi, onlara son bir kez cehenneme gitmelerini söylemek için kullanabileceğim.
Sonra teğmen Brandt bana bir sigara verdi benim için yaktı ve ilk nefesimi alırken dedi ki biliyor musunuz,
Nefesimi tutarak.
Nefesimi kokla.
Nefesimi koklayın!
Nefesimi bana bırak.
Nefesimi tutmaya çalışıyorum.
Nefesimi tutmam gerekiyor.
