Examples of using Nuru in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bu, Muhterem Nuru öpecekmiş.
Küçük çocuk anne ve babanın gözünün nuru derler.
Tatlım, gözümün nuru!
Bu dünyanın nuru olduğum için de…''… yanımda yürüyen kişi, zinhar karanlıkta yürümez.
Ta ki bir öğleden sonrasına kadar… Bir gün Nuru nefes nefese sahile geldi ve bana Bwana Georgeun başına korkunç bir şeyin geldiğini söyledi.
O ve arkadaşı Nuru bana merhaba demeye geldiler
Onun nuru sizi arındırsın, günâhlarınızı affetsin,
Seni canavar. Nuru, içkileri Patinin onları alabileceği bir yere bırakma sakın.
Ta ki bir öğleden sonrasına kadar Bir gün Nuru nefes nefese sahile geldi ve… bana Bwana Georgeun başına korkunç bir şeyin geldiğini söyledi.
yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Aylak aylak gezmesi için artık çok büyük bir aslan Nuru veya kendisi ile olsa bile.
yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Yüzünde onun klanının nuru… Ve gözlerinde sadece bir rüya… Maratha bayrağının Delhiyi safran rengine zaferle boyadığını görmek.
Yüzünde onun klanının nuru… Ve gözlerinde sadece bir rüya… Maratha bayrağının Delhiyi safran rengine zaferle boyadığını görmek.
Eee, küçük Lisa, gözümün nuru… Bu eski ev okulunu nasıl buldun?
Yer, Rabbinin nuru ile parlamış, Kitap( ortaya) konmuş, peygamberler
bu yeni yaratik Allah SVTin yarattigi Peygamber SAVin bu nuru o makama yakisir.
Nuru ülkeden kaçtı.