RADIANCE in Turkish translation

['reidiəns]
['reidiəns]
parlaklık
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
nurlu
light
nour
noor
cherub
aydınlığı
intellectual
aydin
enlightened
might
bright
the intelligentsia
luminary
ışıltısı
sparkle
glow
gleam
twinkle
light
glint
a flash
glitter
parlaklığı
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
RADIANCE

Examples of using Radiance in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
To see the Maratha flag paint the skies in Delhi, saffron with victory. The radiance of his clan on his face… And only one dream in his eyes.
Yüzünde onun klanının nuru… Ve gözlerinde sadece bir rüya… Maratha bayrağının Delhiyi safran rengine zaferle boyadığını görmek.
no living creatures to admire the radiance of the heavens.
hiçbir canlının semanın aydınlığını takdir edemediği zamanlardı.
Your eyes carry a divine light… that makes me believe I see a radiance… of stars shining from outer space.
Gözlerinde bulduğum ilahi ışık… beni inandırıyor Sanki uzayda parlayan yıldızların ışıltısını görüyorum.
We gave Moses and Aaron the Salvation and a Radiance, and a Remembrance for the godfearing.
Ve andolsun ki Musaya ve Haruna, hakkı batıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.
receive the light… and no living creatures to admire the radiance of the heavens.
de… göklerin parlaklığını takdir edecek canlılar mevcuttu.
Perhaps your sheer radiance, your power… The awesome privilege and responsibility of being
Belki de saf görkemliğiniz, gücünüz ile eşiniz olmanın verdiği muazzam şeref
It is He who made the sun a radiance and the moon a light,
O Allahdır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık,
Till moonrise spare the Moon, to see which leaves me breathless… the Moon's radiance?
Ay gökyüzüne yükseldiğinde görücez bakalım nefesimi ne kesecek'' Ayın parlaklığı mı?
We gave Moses and Aaron the Salvation and a Radiance, and a Remembrance for the godfearing.
Andolsun biz, Musaya ve Haruna hak ve batılı ayırdeden ve korunanlar için bir ışık ve öğüt olan Kitabı verdik.
I feel immersed in dazzling radiance!
baş döndüren bir parlaklığın içine dalmış gibi hissediyorum!
YOU CAN SEE THE RADIANCE. DON'T YOU, JOY?
Parıltıyı görebiliyorsun, değil mi Joy?
OUR MOST HONORED RADIANCE.
şerefli ışıltımız.
ME, AN"HONORED RADIANCE"?
Ben, bir'' şerefli ışıltı mı''?
Your radiance omnipresent.
Nurun her zaman her yerde.
Its radiance is blinding.
Parlaklığı kör edici.
Your radiance is different.
Farklı parlıyorsun.
By the sun and its radiance.
Güneşe ve onun parıltısına.
And the radiance of your eyes.
Ve gözlerinin parıltısı.
By the sun and its radiance.
Güneşe ve onun parıltısına andolsun.
By the sun and its radiance.
Güneşe ve onun aydın sabahına andolsun.
Results: 222, Time: 0.0663

Top dictionary queries

English - Turkish