Examples of using Odun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Siz ateşi yakmaya başlayabilirseniz ben de biraz odun toplayayım.
Haksızlığa sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır.
İnsanların patlayıcılarını alıp bavuluna odun koyarım. Öldüler.
Evimde bunlar olmadan da yeterince odun var.
Şömineye biraz daha odun atıp… biraz daha kahve yapayım.
Biraz daha odun.
Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.
Foma, hadi biraz odun getir.
İlkbaharda hayatta kalmak istiyorsa, daha fazla odun ihtiyacı vardı.
Fakat gerçekten sapıp zulmedenlere gelince, onlar da cehenneme odun olurlar.
Bu arada, ben, senin için ateşe odun koyayım, Solvang.
Ben içeri giriyorum… ateş için odun getireyim.
Kimimiz de agav yaprağı veya odun gibi malzemelerden sorumludur.
onlar cehenneme odun olmuşlardır.
En iyisi ben gidip… ateş için odun getireyim.
işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.
Fakat gerçekten sapıp zulmedenlere gelince, onlar da cehenneme odun olurlar.
Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.
Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.
Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır.