Examples of using Okyanusta in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Peki bu okyanusta nasıl boğulmadan kurtulabilirsiniz?
Çalışmaları okyanusta yaşayanlar üstüne.
Okyanusta ceviz kabuğu gibi.
Okyanusta dağlar gibi akıp giden gemiler de Onun ayetlerindendir.
Okyanusta, Cadillac süremezsin ki.
Bir kasırga okyanusta yaşayan canlıları yüzlerce kilometre içeri taşıyabilir.
Ama okyanusta balık yoktu.
Petrol, okyanusta bulunan antik bitkilerin güneş enerjisini emmesiyle oluştu.
Bulutlar okyanusta oldukça hızlı süzülüyor geldiklerini görebiliyoruz.
Okyanusta, akıntıya kapılıp sürüklendim.
Şimdiyse bütün okyanusta sonarlardan kaçacak yer yok.
Pek çok elementin, okyanusta çözündüğünü biliyor muydun?
Bu okyanusta 2000 mil demek.
Okyanusta bir sürü balık besledim.
Yolculuk nasıldı? Okyanusta bir sürü balık besledim.
Gecenin yarısında okyanusta olmayı, yıldızların yönümü göstermesini.
Burada, Okyanusta yelken açanlar… sadece erkekler değil.
Okyanusta gemi iceberge çarptı!
Dünya okyanusta kaplı ve bunu yakalamalıyız. Senin baban?
Dünya okyanusta kaplı ve bunu yakalamalıyız. Senin baban?