OCEANS in Turkish translation

['əʊʃnz]
['əʊʃnz]
okyanuslar
ocean
sea
denizleri
sea
marine
naval
maritime
nautical
is
navy
so
oceans
ocean
ocean's
okyanusları
ocean
sea
okyanus
ocean
sea
denizler
sea
marine
naval
maritime
nautical
is
navy
so
denizlerini
sea
marine
naval
maritime
nautical
is
navy
so

Examples of using Oceans in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It was a gift, a great big ball wrapped in oceans and mountains.
Okyanuslarla ve dağlarla sarılmış bir hediye, büyük bir top.
Rivers are golden and oceans are green Every part is well-dressed.
Altın gibi nehiri, yeşil okyanusu… Her parçası kıyafeti gibi.
They're like little baby oceans.
Okyanuslarımız da bebek gibidir.
There are like baby oceans.
Okyanuslarımız da bebek gibidir.
There are like little baby oceans.
Okyanuslarımız da bebek gibidir.
Like Venus, our oceans will burn off.
Bizim okyanuslarımız da Venüsteki gibi kavrulacak.
Will be in the atmosphere. Krauss: All of the water in the Earth's oceans.
Dünya okyanuslarındaki tüm sular atmosfere karışmış olacak.
Here, men aren't the only ones who sail the oceans.
Burada, Okyanusta yelken açanlar… sadece erkekler değil.
With their nets cast wide. Let useful others troll the oceans.
Diğer yararlı kişilerin okyanusa ağlarıyla genişçe olta atmasına izin verin.
Yup. The Southeast Asian country situated between the Pacific and Indian Oceans.
Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu arasındaki güneydoğu ülkesi.- Evet.
Do you have oceans?
Okyanuslarınız var mı?
The probe is vaporising our oceans.
Prob okyanuslarımızı emiyor.
The probe is vaporising our oceans.
Sonda okyanuslarımızı emiyor.
The President did say it was directed at Earth's oceans.
Dünyanın okyanuslarına Başkan sinyalin… yöneltilmiş olduğunu söyledi.
On the oceans of Australasia, courage,
Avustralasyanın okyanusunda… cesaret,
Got to be some way we can make money without depleting our precious oceans.
Kıymetli okyanuslarımızı boşaltmadan da para kazanmanın bir yolu olmalı.
Will our oceans recover and thrive once again.
Okyanuslarımız tekrar iyileşip büyüyebilirler.
Now, it is time to save our oceans.
Şimdi de okyanuslarımızı kurtarmanın zamanı geldi.
Recent discoveries have revealed an astonishing new hunter in the oceans.
En son keşifler okyanuslardaki şaşırtıcı bir avcıyı ortaya çıkarmıştır.
Takeout orders account for around 269,000 tons of plastic waste, polluting the oceans.
Okyanusu kirleten plastik atığın Paket olarak alınan yemekler.
Results: 1240, Time: 0.0548

Top dictionary queries

English - Turkish