Examples of using Pire in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kaderinin seni bulmasını bekleyemeyeceğini biliyordum küçük pire.
Bu Billy. Ve bu pire torbasıda.
Yosemite pire tarafından taşınan veba için bir yuvadır. Yosemite.
Kaderinin seni bulmasını bekleyemeyeceğini biliyordum küçük pire.
minik olmasaydı ve o pire rapçi.
Onu bulması için tuttuğum adamın adı Pire.
Yosemite pire tarafından taşınan veba için bir yuvadır. Yosemite.
Demir Şehirde masumiyete yer yok küçük pire.
Eğer minik olmasaydı ve o pire rapçi.
Saç kepeğiyle besleniyor. Pire, kene ve hatta, eğer bulabilirse.
Seni tekrar bulana kadar ücüncü dünyanın pire çukurlarını altüst ederim.
Esyalarini kutuladim ve üstüne, önlem olsun diye, pire ilâci döktüm.
Haklıymışsın, Gus, bu kostümde pire var.
Dün çalıştığımız yerde birkaç milyar tane pire vardı.
kadının köpeğinde kesinlikle pire var.
Ve sen. Sen değil, sen pire torbası.
Sıçanlarda virüs ya da pire izine rastlamadım.
Her tarafını haşarat, pire ve kene kaplamıştı.
Herkesi pire ısırmamıştı.
Pire için üzgünüm.