Examples of using Protestocu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Koruma laboratuarında bir protestocu var.
Hayır, daha çok protestocu gibi biri.
Sanki bir rahatlama dalgası üzerimden geçti, garip protestocu.
Hank sadece protestocu değildi.
O protestocu değil.
Protestocu grup yüzünden.
Eğer protestocu olarak damgalanırsa bu onu tehlikeye sokabilir.
Biz protestocu olarak damgalanmaktan korkmuyoruz.
Bugünse, protestocu seçmenlerin resmi bir maskotu.
Protestocu kızımızı, Heidiyi salıverdim.
Geçen sene 100 protestocu vardı, bu sene 20 falan?
Sizin protestocu olduğunuzu bilmiyordum.
Bağımsızlık yanlısı binlerce protestocu Salı günü Priştinede gösteri yaptılar.
Polis protestocu gençlere karşı biber gazı kullandı.
Protestocu generaller sürgün edildi.
Tuhaf protestocu park ağacını kurtardı.
Yine de protestocu kalabalık bayağı küçük.
Polis, Brezilyalı protestocu öğrencilere karşı biber gazı ve plastik mermi kullandı.
Lanet olsun! Protestocu öğrencilerle güvenliği sağlamakla görevli isyan polisleri… arasında çatışma çıktı!
Dale, protestocu uşak olarak çalışıyor.