Examples of using Sente in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir şişe 25 sente, bu harika toniği almak için… bu harika fırsatı kaçırmayın…
Güçlü ve dayanıklı, günlük 10 sente çalışacak, üç beyaz adama ihtiyacım var.
En fazla 9 dolar 99 sente kadar çıkıyor ve kurşunla kaplanmış olabilir.
Fransızca dersleri alıyo… hem de has bir Fransızdan saati 18 sente.
Sadece 15 sente enfes burgerler sunmak için kullanır. 1948de Dick ve Mac McDonald kardeşler hızlı servis sistemlerini.
süper kaliteli gerçek tahta stili var 6 milimetrelik laminant parke bir karesi 59 sente.
Dünya ülkelerinde binlerce çocuk kocamın onlara saatte ödediği 11 sente güveniyor.
yaklaşık 3 dolar 25 sente eski bir elbisesi alıyor.
Bir kitapta okuduğuma göre o zamanlar haftalığı on sente otel odası tutabiliyormuşsun.
Ama şehir dışında 13 dolara satılıyorlar Adil değil çünkü bu pantolonları 12 sente dikiyoruz.
Sonra da tüm kiralıklarınızı ve ekipmanlarınızı 30 sente Chevrona satarım.
Ayda sadece 22 dolara günde sadece 72 sente bir Childreach sponsoru olabilirsiniz.
DVDye sahip olma hakkının dünyada yeni kitle imha silahı muamelesi görmeye başlamasını temel nedeni, 50 milyar dolarlık bir filmin tam da 10 ya da 15 sente yeniden üretilmesinin mümkün hale gelmesidir.
son beş yıldaki en büyük ilk hafta satışını yaparken ilk iki gün Amazondan 440.000 kopya 99 sente satıldı.
Yani, 50 sentlik bahşiş önemli bir gelişme olabilirdi.
Her senti işe gitti.
Öyleyse 50 sentin yarısı, şöyle yapar…- Bir çeyrek.
Sadece, 50 sentlik oyunlarla oynamamız için yapıyorlar.
Saati on sentten fazla ödemek istemezler.
Sent, lütfen.