SIMONDAN in English translation

Examples of using Simondan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Simondan önemli bir mesajım var.
I have an important message from Simon.
Simondan birşey yok mu?
Nothing from Simon?
Simondan dünden beri haber almadım Clary. Onu severdi.
I haven't heard anything from Simon since yesterday, Clary. She loves him.
Mali Simondan aldigini saniyordum.
I thought you bought quarters off of Simon.
Siz de Simondan özür dilemelisiniz.- Pardon?
Pardon? You should apologize to Simon.
Simondan DNA örneği alabilmek için mahkeme kararına ihtiyacımız var.
We would have to get a court order to compel a DNA sample from Simon.
Şey, onu Simondan daha çok endişelendiriyorum.
Well, I worry her more than Simon.
Ama Simondan ve eski eşimden uzak.
But stay away from Simon and.
Bu tırmanışı yapmak konusunda Simondan daha hırslıydı.
I was much more ambitious about doing it than Simon was.
Evet, aynı şeyler benim içinde geçerli ve Simondan güçlüyüm.
Yeah, same goes for me. And I'm stronger than Simon.
Bu da Simondan.
This one's from Simon.
Beni seviyor. Hem de Simondan daha fazla.
More than Simon does.
Tamam, yürümeye devam etmeliyiz, Simondan önde olmalıyız.
Okay, we gotta keep moving here, stay ahead of Simon.
Aldığını sanıyordum. Malı Simondan.
I thought you bought quarters off of Simon.
Yeter artık Simondan.
Enough about Simon.
Tamam, yürümeye devam etmeliyiz, Simondan önde olmalıyız.
Okay, we got to keep moving here, stay ahead of Simon.
Pariste René Simondan dersler almış, bu derslerin parasını karşılayabilmek için birkaç drama filminde ufak roller oynamıştır.
She took acting lessons from René Simon while serving as an extra in several films to pay for her drama classes.
senin hayalin uğruna Simondan ayrılamam, Nick.
because I can't leave simon for an abstraction, nick.
Futbol oynuyor gibi yaparken, Simondan New York işi ile ilgili bilgi mi sızdırdın?
Did you try and squeeze information out of Simon about the New York job while pretending to play football?
Söz veriyorum, Simondan vazgeçmeyeceğim. Bak, kendini neye bulaştırmış olursa olsun.
I promise I'm not giving up on Simon. Look, whatever mess he's gotten himself into.
Results: 76, Time: 0.0249

Top dictionary queries

Turkish - English