Examples of using Siperler in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir felaket geleceğini bilmiyorlardı savaş, siperler, sadece birkaç yıI içinde. Bunu içerken başlarına ne korkunç.
Bir felaket geleceğini bilmiyorlardı savaş, siperler, sadece birkaç yıI içinde.
Duvarlarımızı topa tutacak ve burayı yerle bir edecekler. Siperler kaleye 200 metre yaklaşıp menzile girince… 40lık havan toplarını getirecek.
General Basil Gourkoun elinde ise gizemli bir şekilde ölen, siperler dolusu cesedin ölüm sebebini açıklamayan bilgi parçacıkları vardı.
Bunu içerken başlarına ne korkunç bir felaket geleceğini bilmiyorlardı savaş, siperler, sadece birkaç yıI içinde.
Aniden, bu can düşmanları, bir saniye önce savaşırken… siperler arasında serbest bir bölgede buluşmuşlar.
ÇEKİMDEN İKİ AY SONRA EYLÜL 1966 Ayaklarıyla birlikte… tüm siperler.
Tamir edilmesi gereken siperler var. Tedavi edilmesi gereken yaralılar var. Temizlenip doldurulması gereken silahlar var.
Cephe hattı boyunca uzanan siperlerin arkasında başka bir hat boyunca siperler vardı.
Cephe hattı boyunca uzanan siperlerin arkasında başka bir hat boyunca siperler vardı.
O siperler kaleye 200 metre mesafeye gelip,
Ve sonra ilk siperler dizisi mahmuzlarla tamamlandığında, bir tane daha
Ve sonra ilk siperler dizisi mahmuzlarla tamamlandığında, bir tane daha kazın böylece süvariler şarj edilerek doğrudan bir yaklaşım yapılamaz. tuğla gibi ilk katlardan harap.
Ama General Mireau kendi siperlerimize ateş açmasını talep etmiş.
Kahrolası siperlerini aldık.
Onu siperlerden uzak tutmuş.
Ama siperleri savunmak onlara saldırmaktan daha kolaydı.
Askerler siperlere dönmeyi red ediyorlardı.
Yüreklerini düşmanın siperlerine atacak gönüllüler arıyoruz.
Kör olasıca Almanlar aslında bu siperleri terk etmişti, değil mi?