Examples of using Slow in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tayland, Polonya ve diğerleri-- Slow Movement fikrini benimsediler. Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.
Grubun ilk albümü F♯A♯∞ ve Slow Riot for New Zerø Kanada adlı EPde gitar çaldı fakat EP yayınlanmadan önce 1998de gruptan ayrıldı.
Filmde sekiz saat, beş dakika boyunca slow motion Empire State Binası görüntülenmektedir. imdb sayfası.
Hayır. Demek istediğim, slow dans aslında dans etmek… gibi değildir. Hayır.
Yani, Bobla kafeteryada slow dans yapmak dışında her şeyi söyledim.
Slow Dragin bebek poposu pataklar gibi bas çalışını duydun mu?
Büyük dalga sörfçüsü Dylan Longbottom 4 metrelik canavar bir varil dalganın içinde super slow motion çekildi-- bugüne kadar kendi türünün ilk çekimi.
Filmde sekiz saat, beş dakika boyunca slow motion Empire State Binası görüntülenmektedir.
Hayır. Müşterilerden biri yanına geldi ve bir çeşit slow dans ettiler.
Baby-La'''' Tell Me What I Want to Hear'''' Rack Em Up'''' Pink Lemonade'''' Remember Slow Fox?
bir atılım yapma aşamasındaki ülkeler-- Çin, Brezilya, Tayland, Polonya ve diğerleri-- Slow Movement fikrini benimsediler. Medyalarında,
Bu yüzden umut ediyorum ki gerçekten birbirinden farklı organizasyonlara bağlanarak ONE kampanyası ve SLOW FOOD gibi, şu anda pek yaygın gibi gözükmesede, uzun dönemin bütünlüğüyle ilgili konuşabiliriz,
ONE kampanyası ve SLOW FOOD gibi, şu anda pek yaygın gibi gözükmesede, uzun dönemin bütünlüğüyle ilgili konuşabiliriz,
Slow Drag haklı.
Şarkı slow olsa bile.
Plajda Slow Screw içiyordum.
Benimle slow dans ettiler.
Hep slow dans ederdik.
Slow dans yaptirdilar!
Onunla slow dans edeceksin.