Examples of using Stok in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Pekala, Albay Stok, dinliyorum.
Bu para her yerden gelmiş olabilir: Stok, yatırım.
Birleşik Devletlere stok getiriyorlardı.
Tüm hesaplar ödendi bara stok yapıldı.
Yoksa salamlarımı yemek mi? Kurtulmak için stok muistiyorsun.
Ne çeşit stoklarınız var? Stok?
Pekala, Albay Stok.
Damarına girip, hemen stok yapmaya başlayalım.
Sen sürüyorsun, o kadar. O barakada stok yok Murphy.
İngiliz, başımızın üstünde yerin var. Albay Stok, iltica etmem gerekirse.
Yahudi, Frok yada Stok.
Baş bekçilerden birinin askerî stok kaçakçılığı yaptığını biliyorum.
Tatil için stok!
Baş bekçilerden birinin askerî stok kaçakçılığı yaptığını biliyorum.
Jeez, kaç stok satmış?
Bu esnada stok da yapıyoruz.
Stok havuzundaki buzları dinamitlemek için bir adam tarafından tutulmuştuk.
Bütün stok fıçıları patlamıştı
Gerekli stok boyutu.
Stok yok, Hiçbirşeyimiz yok.