Examples of using Tabutla in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Neler oluyor bilmiyorum ama bunun tabutla ilgisi olmadığı açık.
Tabutla birlikte tapınağın dışında olması bizim için bir şans değil mi?
Sanki, içlerinden biri ölünce diğeri tabutla bench press( sporda halter kaldırmak) yapmak istiyor.
Kulaklarıma kadar tabutla Coffine gidiyorum, bırak gömleğini arkamdan çeksin!
Senin yeni bir eve para harcaman için… burdan seni tabutla götürmeleri gerek diye düşünmüştüm.
Ve ben de tabutla birlikte Bir alay olacak… katedrale kadar yürüyecegim.
Eğer kiliseye imzasız defin belgesiyle gidersek seni tabutla birlikte eve geri gönderirler.
Ve cenaze aileye ulaştı, sonra tabutla birlikte morga gittiğinden eminiz.
Birini karşılayacağımızı sanıyordum ama sen bir tabutla geldin. Dikkatim dağıldı.
Pekâlâ Griff, eve gidiyoruz'' diyemezsiniz. Tabii eve tabutla gitmek istemiyorsanız.
kocamla birlikte ölmüs olsaydi, eve iki tabutla dönüyor olurdum.
Sanki, içlerinden biri ölünce… diğeri tabutla bench press yapmak istiyor.
Gülay Çetin. Buradan tabutla tahliye olmak istemiyorum diyor. Adli Tıp kurumunun tahliye raporu Gülay Çetin öldükten bir ay sonra hapishaneye geldi.”.
Yoksa bu sikik kasabayı tabutla terk edersin, anladın mı? Bir iyilik.
Rulolar, öldürücü aletler insanların içinde… İnsanlar gömülmek için evlerine tabutla gelirler.
Tabutumu şuraya bıraksam olur mu?
Aslında ben onların tabutunun kanalizasyona düştüğünü duydum.
Yani eğer Mona o tabuta telefonu koymadıysa kim yaptı?
Kabı da tabutuna zincirlemişler ve haçlarla mühürlemişler.
Tabutumu sen mi aldın?