Examples of using Tarz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bu tarz şapkalar çok yaygın.
Ve bu tarz davalar sorun olur.
Bu eşsiz iki tarz, kimin son raunda gideceğini belirlemek için dövüşecek.
Çok tarz.- Kıyafetine bayıldım.
Neredeyse tarz değiştiriyor gibi.
Kasıtlı da kasıtsız da olsa bu tarz sözler onu ateşliyor olabilir.
Bak şuna. Bu tarz bir donatım görmemiştim.
Yani bu tarz şirketlerdi, bilirsiniz.
Bu tarz fotoğrafların kalitesi, dışarıdan ışık kaynağı getirilerek arttırılabilir.
Sürekli tarz değiştiririm.
Epey tarz.- Tamam, hadi başlayalım.
Curtis film yapmaya devam etti, ama tarz değiştirdi.
Ama daha önce hiç kimseye bu tarz duygular beslemediğimizi de biliyoruz.
Bu tarz insanlara ne deriz?
Bu tarz katillerin karşı ırkları hedef aldığını çok nadir gördük. Evet.
Mesela hangi tarz evler hangi tip kurabiyeyle satılır?
Küçük tarz bir bıçağın olduğunun farkındayım.
Curtis film yapmaya devam etti, Geri döndükten sonra, ama tarz değiştirdi.
Bu tarz fiziksel testlerin sana kolay gelmediğini biliyorum.
Bu tarz katillerin karşı ırkları hedef aldığını çok nadir gördük. Evet.