Examples of using Televizyon in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hayır, işyerinde televizyon izlemek gerçekten harika.- Televizyon.
Bu evde televizyon var mı?
Televizyon röportajcısı.
Jack Donaghy, televizyon ve mikrodalga fırın programının kıdemli başkan yardımcısı.
Sana televizyon, minik buzdolabı ve mikrodalga fırın verdik.
Bak, televizyon her şeyi canlı veriyor.
Televizyon bunu daha çok beğendi.
Televizyon ekibi.
Genellikle televizyon, Casualty, The Bill,
Televizyon gösterilerinin alt yazılı veya dublajlı olmasını tercih eder misin?
Televizyon yasak.
Televizyon taşıyan hırsız bile iki katını yapardı.
O zaman televizyon neden gitti?
Televizyon çalışmayı durduruyor.
Yemekler berbat ve televizyon sadece bir kanal gösteriyor.
Kanada Televizyon Yayıncılığının… 1985 yapımı başyapıtı.
Bu televizyon işi.
Televizyon karşısında sigara içerken uyuyakalmış.
Televizyon bile açık değildi.
Ona televizyon getirmişler, bu iyi.