TUTTUK in English translation

we hired
işe
tuttuk
kiralamadık
we kept
tutuyoruz
duruyoruz
sürekli
devam ediyoruz
tutarız
tuttuğumuz
sakladığımızı
tutacağız
devam etmemiz
devam edeceğiz
we held
tutuyoruz
tuttuğumuz
tutarız
tutacağız
tutunuruz
bizim elimizde
bekliyoruz
düzenliyoruz
tutuşmadan
biz tutuyoruz
we grabbed
alıp
yakalayacağız
yakalayıp
yakaladık
almaya
kapıp
kapar
gaspederiz
sızarlar
we hire
işe
tuttuk
kiralamadık
we keep
tutuyoruz
duruyoruz
sürekli
devam ediyoruz
tutarız
tuttuğumuz
sakladığımızı
tutacağız
devam etmemiz
devam edeceğiz

Examples of using Tuttuk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sizi hayatta tuttuk.
We kept you alive.
Bunu nasıl beraber tuttuk bilmiyorum.
I don't know how we held it together.
Burada olmalıyım.{ \an2} Özel bir dedektif tuttuk.
We hired a private investigator. I need to be out there.
Bulaşıkçıları ve aşçıyı sabaha kadar tuttuk.
We kept the mess boys and the cook most of the night.
Tamam, treni tuttuk.
Okay, we held the train.
Beyin faaliyetini gözlemek için seni uyanık tuttuk ama çok ciddi acı çekiyordun.
We kept you conscious to monitor brain activity, but you were in extreme pain.
Georginayla Walterı… annemle babamın bakımına yardımcı olmaları için tuttuk.
We hired Georgina and WaIter to help care for my parents.
Elini elime aldı… ve silahı birlikte tuttuk.
And we held the gun together… He took my hand.
Seni başta burada tuttuk.
We kept you here at first.
Evet, ama sonra gerçek bir muhasebeci tuttuk.
Yeah, but then we hired a real bookkeeper.
Yüzünün yarısı… Elini elime aldı… ve silahı birlikte tuttuk.
And we held the gun together… Half his face… He took my hand.
Ana gemidekilere yardım gerekebilir diye… onu çalışır halde tuttuk.
We kept her operational in case the crew of the mother ship ever needed a rescue.
Onları geçen hafta tuttuk.
We hired them last week.
Meeki stüdyoda tuttuk.
We kept Meek in the studio.
Aile güveni için yeni bir muhasebeci tuttuk.
We hired a new bookkeeper for the family trust.
Elini elime aldı… ve silahı birlikte tuttuk. Yüzünün yarısı.
Half his face… He took my hand, and we held the gun together.
DNAnın sabit olduğundan emin olana kadar seni burada tuttuk.
We kept you here until we knew that your DNA was stable.
Sizi masanın diğer tarafına odaklanmanız için tuttuk, bizimkine değil.
We hired you to focus on the other side of the table, not ours.
Çok özür dilerim. Hepsini tuttuk.
And I'm really sorry. We kept all the money.
Yüzlerce insanı günler, haftalar, hatta aylarca tuttuk.
We held hundreds of people for weeks and months at a time.
Results: 308, Time: 0.0357

Top dictionary queries

Turkish - English