Examples of using Tuz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tuz ve dumanın arasında mı?
Şimdi de tuz, her yeri tuzluyoruz.
Yumurtayı her zaman tuz ya da biber olmadan yer.
Nancy, tuz var bende!
Bu toplam tuz miktarını bulmanın bir yoluydu.
Tuz veya tereyağı olmadan pişirmek için hatrı sayılır bir yeteneğe sahip olmalısınız.
Kapıya tuz dökmeyi unutmuş olabilir misin?
Tuz da yemem.
Gözyaşlarını ile tuz sizin yulaf ezmesi için korkmayın.
Hey, tuz koymayın demiştim!
Bu tuz, aşı gibi.
Tuz burada.
Tuz konusunda özür dilerim, önce tadına bakmalıydım!
Tuz beni kaşındırıyor.
Compton X ışınlarının tuz içerisindeki sodyum ve klorin çekirdekleri üzerindeki etkisini incelemiştir.
Belki tuz olarak kendi terimizi kullanmalıyız.
Tuz ve jelatin karışımı sadece.
Tuz var mı?
Sonra ağzımda tuz tadı olan bir dil hissettim.
Sözünde duran Gandi Mart 1930da tuz vergisine karşı yeni bir satyagraha başlattı.