Examples of using Uzunca in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Mavi-yeşil. Burnun uzunca.
Aslında bir noktadan sonra durduk, ama uzunca bir süre- buna devam etmiştik.
Mavi-yeşil. Burnun uzunca.
Uzunca beklemiş olmalıyım.
Telefon kayıtlarına bakılırsa da uzunca bir süredir.
büyük ihtimalle uzunca.
Uzunca bir süre sonra dönmek istiyorum.
Seni uzunca canlı tutar.
Üzgünüm dostum ama uzunca bir süre daha beklemek zorunda kalacaksın.
Sanki uzunca bir Brendan hikayesi dinlemiş gibi.
Uzunca bir, iki, üç, dört!
Şu uzunca şeye ne demeli? Peki ya halı gibi.
Aydan uzunca bir süre.
Biraz daha L. Ada kalmak zorundaymışım gibi görünüyor. Biraz uzunca.
Tek yapmam gereken hızlı kaçmak ve uzunca kaçmaktı.
Peki ya halı gibi şu uzunca şeye ne demeli?
Uzunca çiğnersin ve güneye gider.
Uzunca çiğnersin ve güneye gider.'' Sakız.
Uzunca bir süre uyudunuz!
Uzunca kaldılar ama en azından geldiler.
