Examples of using Vadiler in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar.
Yaşadığımız yer Ve bu çatlakların içinde, kuvarz içine oyulmuş mağaralar Büyük vadiler. yüzeye akıyor.
Yayılıyorlar vadiler gibi, Irmak kıyısında bahçeler gibi,
Evet, son Buzul Çağının zirvesinde su seviyesi bugünkünden çok daha düşük, bu fiyortlar dik yüzlü vadiler olmalıdır.
tamamen gerçek, dağlar ve vadiler.
Ama inan bana, hiçbir şey ama hiçbir şey, senin vücudunun haritasında takip ettiğim vadiler ve tepelerle kıyaslanamaz.
derin vadiler açar.
Dağlar Onun önünde ateş karşısında eriyen balmumu gibi eriyecek, Vadiler, bayır aşağı akan sular gibi yarılacak.
kalay madeni sular altında kalacak. Ve vadiler, köyler, köylüler, köydeki köpekler.
derin ve erişilmez vadiler, nehirler ve göller içermektedir.
nehirleri,… dağlardan aşağı inerken, derin vadiler açar.
nehirleri,… daglardan asagi inerken, derin vadiler acar.
Dağlar Onun önünde ateş karşısında eriyen balmumu gibi eriyecek, Vadiler, bayır aşağı akan sular gibi yarılacak.
Öyleyse, biraz yiyecek alalım da hemen işe koyulalım. Nehirler, vadiler.
Kahless vadiler boyunca peşinden gitti dağların üzerinden, denizin eşiğine kadar.
Yaz çayıra geldiğinde ya da vadiler beyaz karla örtülerek sessizleştiğinde ve ben orada olacağım.
Dağların dorukları; vadiler, uçurumlar ve boğazlar…
Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi.
Kahless vadiler boyunca peşinden gitti… dağların üzerinden, denizin eşiğine kadar.
Vadiler güneşli ve burnunuzda karlar uçuşuyor. Hava durumu tahminine göre… dağlar bulutlu.