Examples of using Vakitten in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve yakında vakti de geliyor.
Elinden çıkaracağın vakit bileğini kıvır
Artık pek vakit kalmadı bebeğimi doğurmak için yani.
Vakit bayağı geç olmuştu,
Vakit biraz geç…
Vakit varken keyfine bak ve birazcık katkıda bulun.
Çünkü vakit kalmadı.
Geri verdiğin vakit, içinden üç parça kayıptı.
Bugün öğlen vakti düşürmüş olmalısınız.
Tamam, vakit doldu. Quebert, gidelim.
Yarın bu vakitte, Shipwreck koyuna varacağız ve sen özgür kalacaksın.
Vakit doldu. Yeteneğini almasına izin veremezsin.
Vakit doldu. Yeteneğini almasına izin veremezsin.
İkindi vakti herkes uykudaydı. Evet, iyi hatırlıyorum.
Vakit daralıyor. Benim tarafımda olduğunu bilmeliyim.
Vakit daralıyor. Benim tarafımda olduğunu bilmeliyim.
Bu iş ile sorun vaktinden önce yaşlı bir adam yapar.
Ama o vaktinden önce öldü. ikisinin de bu ülke için büyük planları vardı.
Vakit doldu, hadi. -Pekâlâ Fast.
Gündüz vakti de burayı huzur verici buluyor musun?
