Examples of using Vazonun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Steve, vazonun içi o iksirle dolu.
Steve, vazonun içi o sıvıyla dolu.
Sonra da aynı vazonun içinde bulduğum sakız gibi… onu oraya sıkıştıracaksın.
Vazonun nakliyesini yapacağız.
Vazonun yerini söyleyeyim mi ona?- Hayır,?
Vazonun yanında.
Vazonun içinde bir toyol sakladığını söyledin.
Vazonun gardiyanı.
Bir an gözlerini benden çekti, sütü vazonun içine döktüm.
Suç ne senin ne de vazonun.
Biberon nerde?- Vazonun yanında?
Sonra da aynı vazonun içinde bulduğum sakız gibi onu oraya sıkıştıracaksın.
Bu büyük vazonun içine koyulduğuna inanıyoruz. Bombanın babanızın mezarının yanında duran.
işte kalp, vazonun nerede olduğunu bilmiyorum.
Vazonun parçalarını ve Charlienin elindeki kitabı görmem lazım.
Uçurmak için kullandığı bu vazonun aynısında bulundu. Senin parmak izlerin Ortizin mezarlığı havaya.
Ama mavi çizgiler ve vazonun maviyle boyanmış hatları muhteşem.
Beni atlatmak için anlattığın şu saçma sapan vazonun bankada olduğu hikayesi.
Dr. Bilac bizim ötemizde, görünmeyen ama güçlü ve vazonun kendisi kadar gerçek bir dünya olduğunu öğrenmişti.
Tüyü bıraktığınız zaman kalemin etrafına dolanacak ve vazonun düşmesine engel olacaktır.