Examples of using Venedike in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Biz de Venedike gidiyoruz.
Onları birkaç saat içinde Venedike getirebiliriz.
Alexander Pierce az önce Venedike ulaşmış.
Yarın gece Venedike gidiyoruz.
Aslında onlar Venedike geçtiler.
Geceyi Veronada geçirip, sonra Venedike devam edecektik.
Venedike gitmemi ima ediyorsanız,
Venedike gitmemi ima ediyorsanız, Mr. Burgoyne, sizi temin ederim… Anitayı kastediyordum, Miss Williams.
Sizi yanımda Venedike götürmeyi teklif ettim… ve oradan evinize güvenle gittiğinizi görmeyi.
Cadalozluk yaptım, şimdi kalkıp Venedike gidecek… hepsi benim suçum,
Cadalozluk yaptım, şimdi kalkıp Venedike gidecek… hepsi benim suçum, bunu düzeltmek zorundayım.
Berlin yerine Venedike geldiği bu anın tadını çıkarmamıza sebep olduğu için.
O kızı seviyorsan, beni terk et ve beraber Venedike gidin.
Çünkü Kubilay Hanla barış yapıldığında, sihirbazın karavanını seve seve… senin Venedike dönmene karşılık değişebilecektir.
Çünkü Kubilay Hanla barış yapıldığında, sihirbazın karavanını seve seve… senin Venedike dönmene karşılık değişebilecektir.
Tamam. Venedik, camdan eşyalarıyla ünlü değil mi?- Üç, Venedike gittiğimizde.
Floransa, diploması kurallarını uygulayan Venedike müttefiktir. Ama bir despot tarafından zayıflatılan müttefik sizin yararınıza mı?
Her ne kadar 1295 yılında Marco Polo Japonyadan Venedike milk shake tarifini getirmiş olsa
Ertesi gün, bir tekneyle Venedike geçmiş ve Yunanistana dönmüş, Zanteye adasına.
Temmuzunda Galileoya ulaşan haberler Venedike gelen bir yabancının uzaktaki nesneleri yakınmış gibi gösteren gözleyici adlı şahane