VENICE in Turkish translation

['venis]
['venis]
venedik
venice
venetian
venedike
venice
venetian
venediki
venice
venetian
venedikte
venice
venetian
venicedeki

Examples of using Venice in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I would like you to compare this with one from Venice.
Bunu, Venedikten gelen bir başka örnekle karşılaştırmanızı isterim.
Just like in Venice.
Tıpkı Venedikteki gibi.
In Venice I love that it's so safe for me to walk.
Venedikin en sevdiğim yanlarından biri… benim için yürümenin çok güvenli oluşudur.
Before we leave Venice, your lips will be pressed to hers.
Venedikten ayrıldığımızda, dudakların, onun dudaklarında olacak.
Ambassador Mocenigo my friendly relationship with Venice will continue increasingly. Don't worry.
Elçi Monçeligo, benim Venedikle olan dostane münasebetim, artarak devam edecek endişelenmeyin.
All those Venice dicks taking themselves so seriously.
Tüm o Veniceli gerzekler kendilerini fazla ciddiye alıyorlar.
You really think a bunch of white boys can take over venice?
Gerçekten bu beyaz çetenin Venediklileri bitirebileceklerini mi düşünüyorsun?
The next morning, we left Venice.
Venedikten ayrıldık. Ertesi sabah.
Depends on how well Venice lays him.
Venedikin ne kadar iyi sevişeceğine bağlı.
That's ungratitude Venice.
Venedikten ayrıIıyor musunuz?
Jacopo Pazzi believes that Venice was responsible.
Jacopo Pazzi, Venedikin sorumlu olduğuna inanıyor.
Bye. This is what they meant about leaving Venice.
Hoşçakalın. Venedikten ayrılmaktan kastım buydu.
Bye. This is what they meant about leaving Venice.
Venedikten ayrılmaktan kastım buydu. Hoşçakalın.
This is what they meant about leaving Venice. Bye.
Venedikten ayrılmaktan kastım buydu. Hoşçakalın.
This is what they meant about leaving Venice. Bye.
Hoşçakalın. Venedikten ayrılmaktan kastım buydu.
Cause venice wouldn't mean anything to me without you.
Çünkü Venedikin sensiz benim için hiçbir anlamı yok.
They traded glass beads from Venice for as much of it as they could find.
Venedikten gelen, bulabildikleri kadar cam boncukla takas ettiler.
We are certain that the intensive care room at the Venice hospital is empty.
Venedikteki hastanenin yoğun bakımodasının boş olduğuna eminiz.
At the Venice hospital is empty. We are fairly certain that the intensive care room.
Venedikteki hastanenin yoğun bakımodasının boş olduğuna eminiz.
When Emilienne and I lived in Venice we rented a small villa.
Emilienne ve ben Venedikteyken küçük bir villa kiralamıştık.
Results: 1284, Time: 0.0529

Top dictionary queries

English - Turkish