ZARAFETINI in English translation

grace
lütuf
zarafet
rahmet
dük
özünü
elegance
zarafet
zerafet
şık
zarif
incelikte
graces
lütuf
zarafet
rahmet
dük
özünü

Examples of using Zarafetini in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
belin zarafetini aydınlatır ve bacakları daha uzun gösterir.
highlighting the elegance of the waist and making the legs appear longer.
Zarafetle çınlayan orglar.
Grace, tinkle those organs.
Kadınsı zarafeti ve normal giysileri hepimiz için ilham kaynağı olan bir kadın.
A woman whose feminine grace and normal outfits are an inspiration.
Bay Zarafet, uçmak istiyor musun?
Mr. Elegance, want to fly?
Kalite, yenilik ve zarafetten oluşan bir dünyayı keşfedin.
Explore a world of quality, innovation, and elegance.
Zarafetin, caziben, kıvrak dilin, ince zekân?
Your grace, your charm, your quick tongue and subtle wit?
Senin zarafetinle büyüyecek.
He will grow in your grace.
Basitliği ve zarafeti çok iyi kullanan küçük bir şirket var.
This is a little company that's done very well with simplicity and elegance.
Cadillacımın zarafet ve tarzına minnettar kalacak bir kaç zarif yerel insan umuyorum.
Hoping for some refined locals who would appreciate the elegance and style of my Caddy.
Basketbolun zarafetinden beysbolun şiirselliğinden yoksun.
It lacks the grace of basketball, the poetry of baseball.
Güç ve zarafetin arasında bir yerde atletik olmakla sanatkarlık arasında.
It's a balance of strength and grace athleticism and artistry.
Sükûnetin ve zarafetin, yüzeydeki ışık oyunlarının altında dürüstlüğü ve acıyı gördüm.
Beneath the tranquility and the elegance and the light playing on the surface.
Şu zarafete, şu güzelliğe bakın.
Look at the grace, the beauty.
Bu eylemin zarafetten ve incelikten yoksun olduğunu düşünüyordu.
He thought the action lacked elegance and finesse.
Metanetin, zarafetin ve cesaretin daima benimle olacak.
Your strength, grace, and courage will be with me always.
Eastonda zarafet dersi vereceğim.
I'm gonna teach elegance at Easton.
Senin zarafetin, seni fark ettiriyor.
Your grace, I like the way you move.
Henrinin terzi zarafeti.- Sen de.
Sartorial elegance by Henri.- You too.
Zarafete, zamana ve şıklığa ihtiyacın var.
You need grace, time and a great elegance.
Henrinin terzi zarafeti.- Sen de.
You too. Sartorial elegance by Henri.
Results: 48, Time: 0.0306

Top dictionary queries

Turkish - English