ZARURI in English translation

essential
gerekli
temel
esas
şart
zorunlu
elzem
olmaz
asıl
önemli
zaruri
indispensable
vazgeçilmez
vazgeçilemez
zaruri
gerekli
olmaz
kaçınılmaz
necessary
gerekli
zorunlu
şart
elzem
ihtiyacımız
mandatory
zorunlu
mecburi
zaruri
mecburi olsun
imperative
zorunlu
şart
bir zorunluluk
önemli
gerekli
emirlerine
zorundayız
mecburi
zaruri

Examples of using Zaruri in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Muirfield için zaruri değilsiniz.
You're not Muirfield material.
Savaştan kaçınmak istiyorsanız bu zaruri.
You want to avoid war, this is necessary.
Bu arada Sırbistan, eyalete'' zaruri'' özerkliğini vermeye hazır olduğunu,
Serbia, meanwhile, has made it clear that it is ready to give the province"essential" autonomy,
Bir insan,'' zaruri kelime'' ile Heideggerin'' boş laf'' dediği şeyi,
An"essential word" from what Heidegger calls"chitchat when there is no authority in language to justify it?
Lenin bir miktar volüntarizmin bir miktar devrimci öznelliğin zaruri olduğunu eksiksiz şekilde ispatlamıştır.
Lenin proved precisely that… a dose of voluntarism, of revolutionary subjectivism, is indispensable.
Bir insan,'' zaruri kelime'' ile Heideggerin'' boş laf'' dediği şeyi, Kısacası, dilde yetkili bir otorite yokken, birbirinden nasıl ayırt edebilir?
How does one distinguish an"essential word" from what Heidegger calls"chitchat when there is no authority in language to justify it?
Eğer tavsiyeme uyar ve DeCourcy ile evlenirsen… Manwaringten kurtulman zaruri olacak.
It will be indispensable for you to get Manwaring out of the way. If you do follow my advice and marry DeCourcy.
Tıpkı iş tanımımda belirtildiği gibi, benden istenen bazı malzemeleri, bazı zaruri malzemeleri….
I'm just getting some supplies, some essential supplies… just like my job description entails.
Onu küçük komitenize katmak, eğlenceli ve zaruri, olur diye düşündüm.
I thought it would be fun, and mandatory for you to add her to your little committee.
evlenirsen… Manwaringten kurtulman zaruri olacak.
it will be indispensable for you to get Manwaring out of the way.
Şimdi kuyruktan çıkmalısın… yani Blauschein almalısın. sonra da zaruri işçi olduğunu belirten bir mavi kart.
To say that you are an essential worker. Then you will get a blue card, a blauschein.
Hayır, biraz önce devam eden bir cinayet soruşturmasında zaruri bir kanıtı bile bile sakladığını kabul ettin.
No, you just admitted that you knowingly withheld material evidence in an ongoing murder investigation.- Please, let me explain.
İşte bu yüzden mümkün olduğunca büyük bir Fransız direniş gücü toplamak zaruridir.
It is therefore essential to gather as large a French fighting force as possible.
Ericin ölümü zaruriydi.
Eric's death was necessary.
Bu savaş zaruridir.
This is a war of necessity.
Transkripsiyon faktörleri gen ifadesinin düzenlenmesi için zaruridir ve dolayısıyla her canlıda bulunur.
Transcription factors are essential for the regulation of gene expression and are, as a consequence, found in all living organisms.
Bir Wessex eş alacağı zaman Majestelerinin rızasını alması zaruridir.
And once given, her consent is her command. Her Majesty's consent is requisite when a Wessex takes a wife.
Burada bir kuralımız var… şiddet işin içine girdiğinde… okuldan atılma zaruridir.- Evet.
That once violence has entered into it, then expulsion is mandatory.- Yeah. We have a rule here.
Güvenliğiniz açısından zaruri.
Your safety is imperative.
Zaruri bir demografik.
An indispensable demographic.
Results: 187, Time: 0.0392

Top dictionary queries

Turkish - English