A BIRD in Turkish translation

[ə b3ːd]
[ə b3ːd]
bir kuş
bird
birdie
bir kus
bir kuşu
bird
birdie
bir kuşun
bird
birdie
bir kuşa
bird
birdie

Examples of using A bird in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A bird has a smaller brain, but denser neural networks.
Ancak bir kuşun beyni daha küçükken… nöron yoğunluğu daha fazladır.
They think the chief turns into a bird. Wait a minute!
Şeflerinin bir kuşa dönüştüğünü düşünüyorlar. Bir dakika!
You saw a picture of a bird and it upset you.
Bir kuşun resmini görmüşsün ve bu seni üzmüş.
They think the chief turned into a bird. Wait a minute!
Şeflerinin bir kuşa dönüştüğünü düşünüyorlar. Bir dakika!
Or a rose blows from nature. He loves as a bird sings.
Ya da bir gülün topraktan bitmesi gibidir. Sevgisi, bir kuşun cıvıldaması.
Wait a minute! They think the chief turns into a bird.
Şeflerinin bir kuşa dönüştüğünü düşünüyorlar. Bir dakika!
You let a bird into your life, next thing the walls are all poof-pink.
Hayatında bir kuşa izin ver… sonraki şey duvarların pembeleşmesidir.
The reason why A bird was given wings If not to fly.
Neden bir kuşa uçmayacağı halde kanat verildiğini sorgulamam.
He didn't turn Jenny in to a bird that day.
Jennyyi o gün bir kuşa çevirmedi.
In to a bird that day. He didn't turn Jenny.
Jennyyi o gün bir kuşa çevirmedi.
Any more of this nonsense and I will turn into a bird myself.
Bu saçmalığa biraz daha devam edersem bir kuşa dönüşeceğim.
Get a bird and get back to Moonhaven or you're done.
Işin bittiğinde ay sığınağına geri dön. Bir kuşa bin ve.
It ain't as if I got a bird to spend it on.
Para harcayacak bir kuşum da yok.
I'm talking to a bird.
Bir kuşla konuşuyorum.
We got a bird to cook.
Pişirecek bir kuşumuz var.
A man with a spear trapped a bird and a sideways fish in a vase.
Mızraklı bir adam, bir kuşla yassı bir balığı bir vazoda kıstırdı.
You can't ask a bird not to fly.
Bir kuştan uçmamasını isteyemezsin.
The skeleton of… a bird.
Bu iskelet bir… kuştu.
But I ask you this… who here is more pathetic than a bird!
Soruyorum size. Burada bir kuştan daha sefil olan kim?
When I was young, my, uh, my father told me the story of a bird handler.
Küçükken babam bana bir kuşçu hikâyesi anlatmıştı.
Results: 2537, Time: 0.04

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish