A BRUSH in Turkish translation

[ə brʌʃ]
[ə brʌʃ]
fırça
brush
paintbrush
scrubbing
hairbrush
scold
duster
fırçala
brush your
scrubbing
tarak
comb
hairbrush
brush
clams
scallops
dredge
instep
fırçayı
brush
paintbrush
scrubbing
hairbrush
scold
duster
fırçaya
brush
paintbrush
scrubbing
hairbrush
scold
duster
fırçası
brush
paintbrush
scrubbing
hairbrush
scold
duster

Examples of using A brush in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's like a brush with eternity, isn't it?
Ebediyetle fırçalanmak gibi bir şey, değil mi?
I will show you how to use a brush and a roller.
Sana rulonun ve fırçanın nasıl kullanılacağını öğreteceğim.
Give me a brush.
I have got a brush.
Fırçam var zaten.
Jane, would you happen to have a comb or a brush?
Jane, tarak yada fırçan var mı?
I will bring you toothpaste and a brush.
Diş macunu ve fırçanı ben getiririm.
Why don't you grab a brush And give us a hand?
Neden bir fırça alıp bize yardım etmiyorsun?
Grab a brush and clean faster than you ever have before.
Bir süpürge kap ve temizleyebildiğin kadar çabuk temizlemeye başla.
Who needs a brush?
Kimin diş fırçasına ihtiyacı var?
I need some clothes and a brush.
Biraz giysi ve bir fırçaya ihtiyacım var.
I have been learning how to write kanji with a brush.
Ben bir fırçayla nasıl kanci yazılacağını öğreniyorum.
Do you have a brush?
Diş fırçan var mı?
Give me a brush, Dolly.
Bana kaşağıyı ver Dolly.
Maria, do we have a brush?
Maria, bir fırçan var mı?
Take a brush, dip it in this shit
Bir fırça al, bunun içine daldır
He is a brush manufacturer.
Bir fırça üreticisidir.
I need a brush!
Bir tarak lazım!
The Mummy has a brush for her hair and lipstick for her lips.
Annenin saçları için bir fırçası ve dudakları için ruju var.
The Mummy has a brush for her hair and lipstick for her lips.
Anneciğimin saçları için bir fırçası, dudakları için de bir ruju vardı.
And red for her lips. mom has a brush for her hair.
Annenin saçını taramak için bir tarağı… dudağına sürmek için de bir ruju varmış.
Results: 129, Time: 0.0412

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish