A CORN in Turkish translation

[ə kɔːn]
[ə kɔːn]
mısır
corn
egyptian
egypt
popcorn
maize
bir buğday
wheat
a corn
of grain
nasırım
nasser
callus
corns
bunion
nasir
callouses
nasr
nassir
mısırlı
corn
egyptian
egypt
popcorn
maize

Examples of using A corn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She told me that she grew up on a corn farm.
Bana bir mısır çiftliğinde büyüdüğünü söylemişti.
I have got a corn so big you could slap butter on it.
Öyle büyük bir nasırım var ki, üstüne tereyağı sürebilirsin.
I found a corn field!
Bir mısır tarlası buldum!
Go get me a corn dog, will you?
Olacak, bana bir Mısır köpek gidip?
I can't decide if I want a hot cat or a corn cat.
Kedili mi alsam yoksa patlamış kedi mi alsam karar veremiyorum.
An attack helicopter abandoned in a corn field. But they couldn't cover up.
Ama bir mısır tarlasında terkedilmiş helikopteri gizleyemediler.
I was in a corn field.
Bir mısır tarlasındaydım.
A corn farmer named moore oklahoma.
Moore isimli bir mısır çiftçisi onu plazma tüfeği ile vurmuş. Oklahoma.
There's a corn chowder recipe that looks really good.
Çok güzel görünen bir mısır çorbası tarifi var da.
Jago throttled a corn merchant but swears he left him alive.
Jago buğday tüccarının boğazını sıkmış ama adamı bıraktığında yaşadığına yemin ediyor.
You couldn't negotiate your way out of a corn maze.
Sen mısır tarlasından çıkmayı bile beceremezsin.
I have got a corn on my ankle.
Bileğimde bir mısır var.
I wish I could write, but I can only lift a corn sack.
Keşke yazmayı öğrenebilseydim ama tek öğrenebildiğim tahıl çuvalını taşımak oldu.
Five Points Road with a corn knife.
Five Points Yolu, bir misir biçagiyla.
Yeah. You know, even my very own dog swallowed a corn cob.
Evet. Biliyor musunuz, köpeğim bile bir mısır koçanı yutup.
Hey, kid! Go get me a corn dog, will you?
Hey, evlat! Olacak, bana bir Mısır köpek gidip?
Go get me a corn dog, will you? Hey, kid!
Hey, evlat! Olacak, bana bir Mısır köpek gidip?
Five Points Road with a corn knife.
Five Points Yolu, bir mısır bıçağıyla.
By stacking the candy corn kernels, it actually resembles a corn cob.
Şekerli mısır tanelerini istiflemek aslında bir mısır koçanını andırıyor.
And crash-landing in a corn field with a rap star with our heads still attached-- that's pretty magical, right?
Ve bir rap yıldızıyla mısır tarlasına inmemiz ve tek parça oluşumuz oldukça büyüleyiciydi, değil mi?
Results: 68, Time: 0.0388

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish