A COUNTER in Turkish translation

[ə 'kaʊntər]
[ə 'kaʊntər]
karşı
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
tezgahtan
counter
loom
ruse
stall
setup
a set-up
countertop
bench
corvettesdeki masanın
bir sayaç
a clock
a timer
a counter

Examples of using A counter in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She won't wake up unless we find a counter trigger.
Biz bir karşı tetikleyici buluncaya kadar uyanmayacaktır.
And I propose a counter.
Ve bir karşı teklifim var.
It's from the Americans. They want to organise a counter offensive!
Amerikalılardan. Bir karşı atak düzenlemek istiyorlar!
They want to organise a counter offensive! It's from the Americans.
Amerikalılardan. Bir karşı atak düzenlemek istiyorlar.
The German Army is preparing a counter attack.
Alman ordusu bir karşı taarruza hazırlanıyor.
If you want a counter and bar.
Bir tezgah ve bar isterseniz.
But I do have a counter proposal.
Ama bir karşı teklifim var.
That's not very good for a counter.
Bir muhasebeci için pek iyi değil, değil mi?
We're working on a counter agent now.
Şu anda bir karşı ajan üzerinde çalışıyoruz.
Think of a counter argument.
İlginç bir karşı argüman.
I am accused of being a traitor… a collaborator and a counter revolutionary.
Hain, işbirlikçi ve… devrim karşıtı olmakla suçlanıyorum.
India reacted swiftly and launched a counter offensive on Pakistan.
Hindistan Pakistanın bu tutumuna karşı saldırı başlatarak karşılık vermiştir.
I will start another committee, a counter committee.
Bende yeni bir komite kurarım, bir karşı komite.
get promoted, work behind a counter.
terfi edersiniz, bir tezgahın arkasında çalışırsınız.
A collaborator and a counter revolutionary I am accused of being a traitor.
Hain, işbirlikçi ve… devrim karşıtı olmakla suçlanıyorum.
I will give you a counter.
ben de karşılık vereyim.
I-I-I-I feel like I should make a counter, But I don't want to scare the buyer away.
Karşı teklif vermeliymişim gibi geliyor, ama alıcıyı ürkütüp kaçırmak da istemiyorum.
Right now it's only behind a counter, but I dream about doin' make-up for movies.
Şu anda sadece Corvettesdeki masanın arkasında ama filmler… için makyaj yapmak gibi bir hayalim var.
Look, Meier says these rods are going to be sold soon, so if we want to make a counter bid, it has to happen fast.
Bak, Meier bu materyallerin yakında satılacağını söylüyor yani, karşı teklif yapmak istiyorsak hızlı olmak zorundayız.
Microsoft denied the allegations and in February 2003 filed a counter suit alleging breach of contract.
Microsoft, iddiaları reddetti ve 2003 yılının Şubat ayında sözleşme ihlali iddiasıyla karşı dava açtı.
Results: 71, Time: 0.0434

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish