A CROSS in Turkish translation

[ə krɒs]
[ə krɒs]
haç
cross
crucifix
a swastika
çapraz
cross
diagonal
transverse
cruciate
crisscrossed
crossover
traverse
croisé
bir çarmıhta
haçla
haçı
cross
crucifix
a swastika
haça
cross
crucifix
a swastika
haçın
cross
crucifix
a swastika
bir çarmıha
haçlı
crusader
cross
as the crusades
bir hacın
pilgrim
haji
hadji

Examples of using A cross in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know how a cross works on a vampire?- Huh?
Haçın, bir vampir üzerindeki etkisini biliyorsun. Bir mezuzaya ne dersin?
A servant of God can take a cross and shove it up these monsters' asses.
Tanrının bir hizmetkarı haçı alıp bu canavarların kıçına sokabilir.
Anything after that, commit any sins I will be nailing you to a cross.
Ondan sonra günah işlerseniz seni haça çivilerim.
Susan has a cross.
Susanın haçı var.
What kind of man tears a cross off the roof of a church?
Ne tür bir adam kilisenin çatısındaki haçı çalar ki?
What kind of man tears a cross off the roof of a church?
Ne tür bir adam; kilisenin çatısındaki haçı kopartıp alır?
A cross my mother gave her.
Annemin verdiği haçı takardı.
I never mentioned a cross.
Haçtan söz etmedim ki.
Used by mainstream churches. first, you need to carry a Bible or wear a cross.
Haçlarından takmalısınız. İncil taşımalı ya da ana akım kiliselerin.
Crosses hurt vampires. Do we have a cross?
Vampirlere zarar verir haçımız var mı?
My cross, I don't have it anymore! A cross!
Bir haç! Benim haçım… Boynumda değil,!
Later, a cross came to mean that a house was infected.
Daha sonra bu haçlar mikroplu evler anlamında kullanılmaya başlandı.
We don't even have a cross or anything!
Haçımız falan da yok ki!
these hooligans with a cross in their hand.
ellerinde haçlarla gezen holiganlar.
I have had no time to prepare a cross.
Sorgu için hazırlanacak vaktim olmadı.
We need a cross.
Bir çarmıha( haça) ihtiyacımız var.
There's also a cross and a heart that goes with it.
Ayrıca bir de haçla kalplisi vardı.
A cross isn't a bad thing to see.
Çarmıh görmek, kötü bir şey değildir.
I don't read English, it has a cross and a skull.
İngilizce okuyamıyorum Bir çarpı ve kuru kafa var.
Burning a cross?
Haç mı yakıyor?
Results: 354, Time: 0.0612

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish