A DRAGON in Turkish translation

[ə 'drægən]
[ə 'drægən]
bir ejderha
dragon
was a serpent
bir ejder
dragon
bir ejderhayı
dragon
was a serpent
bir ejderhanın
dragon
was a serpent
bir ejderhayla
dragon
was a serpent
bir ejdere
dragon
bir ejderle
dragon
bir ejderi
dragon

Examples of using A dragon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Not fighting a dragon or something glamorous. Right.
Doğru. Bir ejderle ya da cazibeli bir yaratıkla kavga etmiyordum.
You think killing a dragon will bring you that?
Bir ejderhayı öldürerek bunu mu elde edeceksin?
All right. I don't know how to ride a dragon.
Tamam. Bir ejdere nasıl binilir, bilmiyorum.
You will come back as a dragon.
Bir ejder gibi geri geleceksin.
Sorry for killing a dragon. Imagine- Ow!
Bir ejderi öldürdüğüm için üzgünüm… of!
Didn't you rib a dragon on"Game of Thrones"?
Game of Thronesta bir ejderhayla taşak geçen adam değil misin sen?
You say a dragon did this? Unferth?
Unferth. Bunu bir ejderhanın yaptığını mı söylüyorsun?
I am the only man you ever met who shot a dragon.
Ben bir ejderhayı vuran tanıdığınız tek kişiyim.
I don't know how to ride a dragon. All right.
Tamam. Bir ejdere nasıl binilir, bilmiyorum.
No. What I'm saying is, Yong-sik will meet a dragon.
Demek istediğim, Yong-sik bir ejderle tanışacak. Hayır.
I have forgotten. Don't you remember you came to a dragon sitting in an automobile?
Arabada oturan bir ejderhayla karşılaştığınızı hatırlamıyor musun? Unuttum?
Unferth. You say a dragon did this?
Unferth. Bunu bir ejderhanın yaptığını mı söylüyorsunuz?
We aren't powerful enough to defeat a dragon.
Bir ejderhayı yenecek kadar güçlü değiliz.
We totally needed a dragon to sacrifice, and you fell right into our laps.
Tam da kurban etmelik bir ejdere ihtiyacımız varken.
A rabbit will meet a dragon.
Bir tavşan, bir ejderle tanışacak.
Dad, you can take me as a dragon I will do good in Wudong swordship.
Baba, Wudong kılıç stilinde bir ejder kadar iyiyim.
Not fighting a dragon or something glamorous. Right?
Doğru. Bir ejderhayla falan dövüşmüyor yada göz alıcı bir şey yapmıyor muydum?
You say a dragon did this?- Unferth?
Unferth. Bunu bir ejderhanın yaptığını mı söylüyorsunuz?
Great, so we have a few hours to find something to impress a dragon.
Harika. Bir ejderhayı etkileyecek bir şey bulmak için birkaç saatimiz var.
And you fell right into our laps. We totally needed a dragon to sacrifice.
Tam da kurban etmelik bir ejdere ihtiyacımız varken.
Results: 1022, Time: 0.0415

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish