A FRIGGIN in Turkish translation

kahrolası
goddamn
bloody
fuckin
hell
dammit
heck
godforsaken
darn
friggin
shit
lanet
shit
goddamn
curse
bloody
hell
fuckin
darn
dammit
friggin
dang
bir friggin
a friggin
iğrenç bir dövüldüm
a friggin
dövüldüm işkence gördüm ve bana iğrenç
dövüldüm
i was beaten
at , beat up
a friggin
daytime , beaten

Examples of using A friggin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I have been fighting a friggin apocalypse for 15 years.
Yıldır lanet olası kıyametle savaşıyordum.
We need a friggin' missile.
Bize lanet olası bir füze lazım.
We need a friggin' missile.
Lanet olası bir füzeye ihtiyacımız var.
I have been fighting a friggin apocalypse for 15 years. DFA"?
DFA''? 15 yıldır lanet olası kıyametle savaşıyordum?
DFA"? I have been fighting a friggin apocalypse for 15 years.
DFA''? 15 yıldır lanet olası kıyametle savaşıyordum.
Because if you knew them-- if you really knew them-- you would know that I'm not the one that needs a friggin' shrink.
Çünkü onları tanısaydınız onları gerçekten tanısaydınız kahrolası bir psikiyatriste ihtiyacı olanın ben olmadığımı bilirdiniz.
She's still under the drier, she will come out looking like a friggin' Muppet!
Hâlâ kurutucunun için, çıktığında kahrolası bir Muppet gibi görünecek!
She wins a friggin silver medal, she looked like she stepped in poo. and when they put that medal around her neck.
Ve o madalyayı boynuna koyduklarında O bir friggin kazandı gümüş madalya.
She's still under the drier, she will come out looking like a Friggin' Muppet! Christ, me customer!
Hâlâ kurutucunun için, çıktığında kahrolası bir Muppet gibi görünecek! Eyvah, müşterim!
She looked like she stepped in poo. and when they put that medal around her neck, She wins a friggin silver medal.
Ve o madalyayı boynuna koyduklarında O bir friggin kazandı gümüş madalya.
Cooped up there in the dark all day, like a friggin' bird trapped in the rafters.
Bütün gün yukarda, karanlıkta, çatıya hapsolmuş kahrolası bir kuş gibi tıkılıyor.
But my folks… My little sisters… On the way to a friggin' Harry Potter movie.
Ama ailem küçük kız kardeşlerim aptal bir Harry Potter filmine giderken sarhoş bir sürücü yüzünden asfalta yapışıyor.
What are you guys doin' workin' at a friggin' meat packing plant?
Aptal bir et paketleme fabrikasında ne işiniz var sizin?- Aa,?
Well, when I learn how to fly, I'm going to soar like a friggin' eagle. And I'm gonna take a massive shit on your head from a very great height.
Uçmayı öğrendiğimde, kartal gibi en tepelerde dolanacağım ve o kadar yüksekten tam kafana dev sıçacağım.
Spencer, continue telling the story or I'm gonna blast you like a friggin' wayward tugboat.
Spencer, hikayeyi anlatamaya devam et, yoksa seni lanet olası şımarık bir römorkör gibi havaya uçuracağım.
You know, there's less to do minute to minute, but when a parenting moment hits, it's a friggin' tsunami.
Bilirsin, bire bir ilgi az olur ama ebeveyn olma zamanı geldiğinde işte o an tam bir tsunami olur.
Called a friggin' slayer.
Kahrolası avcı.
She's a friggin' suspect.
Kadın kahrolası bir şüpheli.
He's a friggin' demon.
O kahrolası bir şeytan.
I am a friggin' ghost!
Lanet bir hayaletim!
Results: 1157, Time: 0.0599

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish