TAM in English translation

right
değil mi
doğru
tamam
hemen
sağ
tam
aynen
peki
iyi
düzgün
full
tam
dolu
tüm
dolusu
tamamen
bütün
tok
dolmuş
komple
dopdolu
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni
exactly
tam olarak
aynen
kesinlikle
aynı
pek
tıpatıp
tıpkı
harfiyen
öyle
tamamıyla
complete
tam
tamamıyla
komple
tamamiyle
mutlak
bütünüyle
tümüyle
tamamlandı
tamamla
eksiksiz
quite
oldukça
tam
epey
pek
bayağı
tamamen
gayet
iyi
büyük
güzel
fully
tamamen
tam
tamamıyla
tümüyle
tamamiyle
dolu
bütünüyle
dolu dolu
total
toplam
tamamen
tam
tüm
topyekûn
mutlak
topyekün
tamamiyle
tümüyle
toptan
tam
tami
precisely
kesinlikle
tam olarak
aynen
kesin olarak
aynen öyle
is

Examples of using Tam in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Neredeyim ben? Tahliye tam.
Evacuation com-- Uh… Uh… Wh-where am I?
Sola dön. Lola ve bomba tam orada!
Left, left! Lola and your bomb are back there!
Cloughın o zafer dolu senelerinde futbol evreninin tam ortasındaydık.
During the Clough glory years, we were at the center of the footballing universe.
Burada ne yapıyorsunuz? Tam bir rezalet!
It's a disgrace. What are you doing here?
Bazıları hasta, bazıları yaralı. Tam elli bin.
Some of them are sick, some are wounded. Fifty thousand.
Tamam, çünkü tam bir savaşçıyımdır.
Fine, because I am the warrior.
Babamın kökleri, benim için… tam bir muammaydı.
My father's origins were, for me, always a true mystery.
ölü bitkiler tam bir gizem.
the dead plants are a mystery.
Parmağımla kaç yapıyorum? Tam isabet!
Direct hit! How many fingers am I holding up?
Yine de, L3 ve ben kutsal tapınaklarının tam dibine kadar indik.
Nonetheless, there L3 and I were, deep in their sacred temple.
Eğer bana yardım etmek istiyorsan, şimdi tam zamanı. Kadın!
Woman! If you want to help me, it has to be now!
Çünkü senden hoşlanıp hoşlanmadığım konusunda karar vermekten tam üç saniye uzaktayım.
That I just do not like you. Because I am about three seconds from deciding.
Evet. efendim. Kafe tam şurası.
Yes, sir. Caf? 's over there.
Tam bir manüpilasyon ustasıdır ve her istediğini alır.
He is a master manipulator who always gets what he wants.
Kıpırdıyordu çünkü baltam tam sinir sistemine gömülü!
He was twitching because he's got my ax embedded in his nervous system!
Yaptıklarını tam olarak bilmiyor olabilirim ama neler yapabileceğini biliyorum.
I may not know the details of what he's done but I know what he's capable of.
Tam Noel kartpostalı resmi.
That's a Christmas card image,
Tam bir pislik. Daha hiçbir şey görmedik.
He's a jerk, and we haven't seen it all yet.
Eee, Tam, yerinin ve zamanının adamıdır.
Well, he's the man for his time and place.
Sen tam velayete başvurduğunda düşündüğün bu değildi.
That's not what you thought when you filed for sole custody.
Results: 47579, Time: 0.0518

Top dictionary queries

Turkish - English