A JAM in Turkish translation

[ə dʒæm]
[ə dʒæm]
reçel
jam
jelly
marmalade
preserve
of marmite
reçelli
jam
jelly
marmalade
preserve
of marmite

Examples of using A jam in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She left me for a jam salesman.
Beni bir reçel satıcısı yüzünden terk etti.
But there's a jam ahead!
Ama ilerde trafik var!
There's a jam up ahead, sir.
İleride bir sıkışıklık var, efendim.
there's a jam on Bay.
Bay caddesinde trafik var.
Would you like peanut butter or a jam sushi?
Fıstık ezmesi mi suşi reçeli mi istersin?
There will be a jam here in a few minutes.
Birazdan burada izdiham yaşanacak.
And a jam.
Every time Andre got in a jam, Dante would bail him out.
Andrenin başı ne zaman belaya girse Dante kurtarır.
I'm in a bit of a jam with Kaufman.
Kaufmanla biraz başım dertte.
What are you talking about? You always have a jam and cream doughnut, Mrs. Moo?
Her zaman reçelli ve kremalı donat alırsınız Bayan Möö. Ne diyorsun?
And then we had a jam session at one club in England,
O sıralarda İngilterede bir kulüpte jam session yapıyorduk.
Yeah, like a deejay legend: Grand Master Flash or a Jam Master Jay.
Büyük Usta Flash, ya da Jam Ustası… Jay gibi. Evet, efsane bir DJ gibi.
Not as intricate as an Acheron Configuration, but a jam jar will do just as well. Sabrina!
Ama reçel kavanozu da iş görür.- Sabrina! Acheron Düzeneği kadar karmaşık değil!
Grand Master? Yeah, like a deejay legend: Grand Master Flash or a Jam Master Jay.
Büyük Usta Flash, ya da Jam Ustası… Jay gibi. Evet, efsane bir DJ gibi.
Because I absolutely had to have a jam sandwich. Just yesterday I lost 40 points.
Daha dün ben 40 puan kaybettim… artık dayanamadım ve reçelli bir sandviç yedim.
Yeah, well i'm, not going to shell out that sort of money for a jam jar.
Evet, ama ben kabuğa gitmiyorum. reçel kavanozu için böyle bir para.
I have been managing to make this gold and help the Queen shimmy out of a jam.
Ve Kraliçenin reçelden uzak durmasına yardım et. Bu altını yapmayı başardım.
And help the Queen shimmy out of a jam. I have been managing to make this gold.
Ve Kraliçenin reçelden uzak durmasına yardım et. Bu altını yapmayı başardım.
I don't know… he might have got himself into some sort of a jam… and thought the best thing to do was to disappear.
Bilmiyorum… kendinin bir çeşit sıkıntısı olmalıydı… ve yapılacak en iyi şey ortadan yok olmasıydı herhalde.
Look, if you get in a jam, just bow your head
Bak, eğer içeride sıkışırsan sadece başını eğ
Results: 61, Time: 0.0372

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish