A MATHEMATICIAN in Turkish translation

[ə ˌmæθəmə'tiʃn]
[ə ˌmæθəmə'tiʃn]
bir matematikçi
math
of mathematics
an algebra
of arithmetic
mathematical
bir matematikçiye
math
of mathematics
an algebra
of arithmetic
mathematical
bir matematikçinin
math
of mathematics
an algebra
of arithmetic
mathematical

Examples of using A mathematician in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It may look like a small collection of symbols, but to a mathematician this equation is profoundly beautiful.
Matematik sembollerinin küçük bir koleksiyonuna benzeyebilir, ama bir matematikçiye göre bu denklem son derecede zariftir.
It might seem surprising that a mathematician like Galileo would want to get his hands dirty in this way.
Galileo gibi bir matematikçinin ellerini böyle kirletmek istemesi şaşırtıcı olabilir.
I never imagined a mathematician of your stature would actually put your mind to it before I even arrived.
Sizin statünüzdeki bir matematikçinin daha ben gelmeden aklını buna vereceğini hiç düşünmemiştim.
To a mathematician if there are two answers,
Bir matematikçi için eğer iki cevap varsa,
As soon as you discard scientific rigour, you are no longer a mathematician, you're a numerologist. But.
Ama… bilimselliği bir kenara attığın zaman… artık bir matematikçi değil… bir nümerolojistsindir.
You're a numerologist. as soon as you discard scientific rigour, But, Max, you are no longer a mathematician.
Ama… bilimselliği bir kenara attığın zaman… artık bir matematikçi değil… bir nümerolojistsindir.
A mathematician in fact… Glorious.- Better stand back a bit. Uh, a fifteenth-century pioneer of perspective.
Biraz geride dursan iyi olur. 15. yüzyılın o çığır açan bakış açısıyla yapılmış… aslına bakarsan bir matematikçi.
Better stand back a bit. Uh, a fifteenth-century pioneer of perspective, Glorious.- a mathematician in fact.
Biraz geride dursan iyi olur. 15. yüzyılın o çığır açan bakış açısıyla yapılmış… aslına bakarsan bir matematikçi.
then you are for all the time a mathematician.
artık tam… zamanlı bir matematikçisinizdir.
Remember that a mathematician named Ed Thorpe had already created a sensation back in the'60s when he wrote this book called.
Ed Thorpe adındaki matematikçiyi hatırlıyor musun? 60larda baya bir sansasyon yaratmıştı ve şu kitabı yazdı.
But like another two years or some shit. So that should last me for, like, I mean, I'm not a mathematician.
Matematikçi değilim, ama bu para bana iki yıl falan yeter sanırım.
So that should last me for, like, I mean, I'm not a mathematician, but like another two years or some shit.
Matematikçi değilim, ama bu para bana iki yıl falan yeter sanırım.
One of them, John Playfair, a mathematician, whom he brought here to Siccar Point,
Bunlardan biri olan matematikçi, John Playfair buraya,
Newton hated his stepfather, but it was this man who ensured he became a mathematician rather than a sheep farmer.
Newton üvey babasından nefret ediyordu ama hayvancılık yapmasındansa… matematikçi olmasını sağlayan kişi de üvey babasıydı.
The course of the comet of 1556 was observed by Paul Fabricius, a mathematician and physician at the court of Charles V.
Kuyruklu yıldızı V. Karlın doktoru ve matematikçisi Paul Fabricius tarafından gözlemlenmiştir.
a geographer and a mathematician and so on, a physicist?
coğrafyacı ve matematikçi vs. ve fizikçi?
Francine Faure(6 December 1914 in Oran, Algeria- 24 December 1979) was a French pianist specializing in Bach and a mathematician.
Francine Faure( 6 Aralık 1914, Cezayir- 24 Aralık 1979), Fransız bir piyanist, matematikçi olup Nobel Ödüllü yazar Albert Camusnün ikinci eşidir.
So a mathematician.
Yani matematikçi.
So a mathematician.
Matematikçi yani.
Tom is a mathematician.
Tom bir matematikçidir.
Results: 1577, Time: 0.0482

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish