A PRAYER in Turkish translation

[ə preər]
[ə preər]
dua
pray
prayer
hope
blessing
say grace
invoke
invocation
prayin
prayer
duası
pray
prayer
hope
blessing
say grace
invoke
invocation
prayin
duayı
pray
prayer
hope
blessing
say grace
invoke
invocation
prayin
duaya
pray
prayer
hope
blessing
say grace
invoke
invocation
prayin
bir ibadet
worship
prayer

Examples of using A prayer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Little elbow grease and a prayer… maybe.
Biraz ince iş, biraz da duayla belki.
In the palace of water… a prayer resonates.
Bu sudan sarayda… dualar yankılanıyor.
All he had left were wings and a prayer.
Geriye kalan tek şey, kanatlar ve dualar.
Flying away on a wing and a prayer.
Olurdum uçarsam kanat ve duayla.
Here is a prayer group exerting political work at the same time.
Bunlar ise bir duacı grup aynı zamanda siyasi iş uyguluyorlar.
It's late for a prayer.
Dua etmek için çok geç.
So the golem was an answer to a prayer.
Yani golem bir duaya cevap olarak çıktı.
Magnum beats a prayer any day, Pastor.
Bir 357 Magnum bir duayı her gün alt eder, Papaz.
Just like a prayer You know I will take you there.
Bir yakarış gibi** Biliyorsun götürürüm seni oraya.
Just like a prayer You know I will take you.
Bir yakarış gibi** Biliyorsun götürürüm seni oraya.
Just like a prayer your voice can take me there.
Bir yakarış gibi** Sesin beni götürebilir oraya.
Do you want to learn a prayer?
Dua etmeyi öğrenmek ister misin?
He's got a library card and a prayer card.
Bir kütüphane kartı, bir de duacı kartı var.
Now you know a prayer.
Şimdi dua etmeyi öğrendin.
We're in the middle of a prayer.
Bir duanın tam ortasındayız.
It sounds like a prayer to Buddha, I don't understand.
Bunlar sanki Budaya yakarış gibi, hiçbir şey anlamıyorum.
Douglas… I would like to begin with a prayer of thanks.
Şükranlarımı iletecek bir duayla başlamak istiyorum.
A prayer from here is not enough, Brother Carvajal.
Sadece burada dua etmemiz yeterli değil, Kardeş Carvajal.
Tomorrow they have planned a prayer and Prem's engagement to Preeti!
Onlar yarın Preti ve Premin nişan törenini planladı!
I was gathering my thoughts for a prayer before we set off.
Yola çıkmadan önce dua etmek için düşüncelerimi topluyordum.
Results: 351, Time: 0.0521

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish