A SKILL in Turkish translation

[ə skil]
[ə skil]
bir yetenek
talent
a gift
skill
ability
a flair
aptitude
an natability
bir beceri
skill
ability
feat
of finesse
bir hüner
skill
trick
's a stunt
marifet
deal
trick
skill
to do
ingenuity
deft
bir yeteneğin
talent
a gift
skill
ability
a flair
aptitude
an natability
bir yetenektir
talent
a gift
skill
ability
a flair
aptitude
an natability

Examples of using A skill in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A skill which I have perfected over the years.
Yıllar içinde mükemmelleştirdiğim bir beceri.
But those guys had a skill you never mastered.
Onlarda sende hiç olmayan bir yetenek vardı.
That is a skill that, I haven't yet mastered.
Henüz tam öğrenemediğim bir yetenek.
But love is a skill- a skill you have to practice.
Ancak aşk bir beceridir, pratik yapmanız gereken bir beceri.
That's an a useless hobby, not a skill.
Bu işe yaramaz bir hobi bir yetenek değil.
That is a skill very few master.
Bu, çok az kişinin ustalaştığı bir beceri.
A skill you will learn in Bio 101. I'm observant.
Gözlemciyimdir. Koridorun sonundaki Bio 101 dersinde öğreneceğiniz bir yetenek.
I'm observant, a skill you will learn in Bio 101 down the hall.
Gözlemciyimdir. Koridorun sonundaki Bio 101 dersinde öğreneceğiniz bir yetenek.
It takes, what, 10,000 hours to master a skill?
Bir yetenekte ustalaşmak için on bin saat mi gerkiyor?
Where does man learn such a skill?
Böyle bir yeteneği bir adam nerede öğrenebilir?
Everyone has a skill.
Herkesin bir becerisi vardır.
Develop a skill?
Bir yeteneğinizi geliştirmek?
Being Irish isn't a skill.
İrlandalı olmak bir'' yetenek'' değil ki!
That's a skill I didn't know I had.
Böyle bir yeteneğim olduğunu bilmiyordum.
It takes, what, 10,000 hours to master a skill?
Bir yetenekte ustalaşmak için on bin saat mi gerekiyor?
To me, the most important thing is to have a skill and work.
Bana göre, en önemli şey bir becerinizin ve işininizin olması.
These days, a working woman must have a skill.
Bu günlerde çalışan kadınların bir yeteneği olmalı.
You each have a skill, even if it doesn't come from some jewel.
Bir mücevherden gelmese bile hepinizin bir becerisi var.
From ancient times, man has needed a skill.
Eski zamanlarda, adamın bir yeteneğe ihtiyacı vardı.
I say where there's a skill, there's a weakness.
Ben yeteneğin olduğu yerde bir de zayıflık vardır derim.
Results: 90, Time: 0.0494

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish