AGED in Turkish translation

['eidʒid]
['eidʒid]
yaşında
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
yaşlanmış
to grow old
getting old
aging
to be old
yaşlı
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
yaşındaki
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
yaş
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
yaşlandırdı
to grow old
getting old
aging
to be old
yaşlandı
to grow old
getting old
aging
to be old

Examples of using Aged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A sweet ubriaco, aged murcia curado.
Güzel bir ubriaco, yıllanmış murcia curado.
Silver, rested, and aged.
Gümüş, bekletilmiş ve yıllanmış.
Herederos Tequila, aged.-Thank you.
Herederos Tekila, yıllanmış. -Teşekkürler.
Thank you.-Herederos Tequila, aged.
Herederos Tekila, yıllanmış. -Teşekkürler.
Of course aged.
Tabii ki yıllanmış.
Of course aged. And for dessert?
Ya tatlı olarak? Elbette yıllanmış.
Silicia Honorata, buried at Thibilis, aged fifty-five.
Hafsa, hicretin 45. yılında 60 yaşlarında iken vefat etmiş ve Bâkî Mezarlığına defnedilmiştir.
Judith Evans, aged 16. Our victim from the Dungeon of 1,000 Corpses.
Judith Evans, yaşı 16, 1000 ceset zindanındaki kurbanımız.
There people are needed to serve aged people.
O insanlar yaşlılara hizmet etme ihtiyacı duyuyor.
There should be a hall for the aged.
Yaşlılar için bir bina olacaktı orada.
You have a middle aged son.
Yaşını başını almış bir evlâdınız var.
Patricia Monahan, aged 62, died two months ago from complications from pancreatic cancer.
Patricia Monahan, 62 yaşındaymış, iki ay önce pankreas kanserinden ölmüş.
Aged seven, grey hoodie?
Yedi yaşlarında, gri kapüşonlu?
Why is it a disease of the aged?
Neden yaşlıların hastalığı?
Picasso died aged 91 with a child's heart.
Picasso öldüğünde 91 yaşındaydı, ama çocuksu bir ruhu vardı.
So eliminating dead, aged and infirm, leaves us 46 possibilities.
Ölü, sakat ve çok yaşlıları çıkardıktan sonra geriye 46 olasılık kaldı.
Aged in Wood happens to be a fine play.
Ormanda Yaşlanmak'' iyi bir oyun.
For those aged 14-18 years old, the uniform of the Hitler Youth was used instead.
Yaşlarında olanlar için, bunun yerine Hitler Gençliği üniforması kullanıldı.
Aged retainers should be pensioned off,
Yaşlanan hizmetliler emekliye ayrılmalı,
Aged around thirty, he would usually be a senator on a three-year appointment.
Yaklaşık otuzlu yaşlarda olan legateler üç yıllık bir hizmetin ardından senatör olarak atanırlardı.
Results: 1162, Time: 0.0609

Top dictionary queries

English - Turkish