BANKING in Turkish translation

['bæŋkiŋ]
['bæŋkiŋ]
bankacılık
bank
banking
debit
bench
banka
bench
banking
bankacılığı
bank
banking
debit
bench
bankacı
bank
banking
debit
bench
bankası
bank
banking
debit
bench

Examples of using Banking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Banking Clan will sign your treaty.
Bankalar Birliği antlaşmayı imzalayacak.
Look at it. The banking business hasn't been too good.
Şuna bak. Bankada da işler pek iyi gitmiyor.
But we both know that investment banking is a profitable business.
Ama ikimiz de yatırım bankacılığının kâr getiren bir iş olduğunu biliyoruz.
I have royal banking connections in London.
Londradaki kraliyet bankalarıyla bağlantım var.
He told me to tell my friends I had London banking connections.
Arkadaşlarıma… Londradaki bankalarla bağlantım olduğunu söylememi istedi.
I heard you have banking connections in London.
Londradaki bankalarla bağlantın olduğunu biliyorum.
Yet the Bassets pass muster, and their wealth comes from mining and banking.
Bassetler, servetleri madencilik ve bankacılıktan… gelmesine rağmen kabul edildiler.
Virtually impossible. Making any outside access to banking records.
Dışardan bankanın kayıtlarına giriş yapılması neredeyse imkansız.
She's ok, she's ok. You got banking connections?
Kız iyi. Bankalarla bağlantın var mı?
You got banking connections?- She's OK, she's OK?
Kız iyi. Bankalarla bağlantın var mı?
She's ok. You got banking connections?
Bankalarla bağlantın var mı? Kız iyi?
World banking now fears for the safety of its assets.
Dünya bankaları şimdi mal varlıklarının güvenliğinden endişe duyuyor.
I have made sure of that. Papa's banking friends know I would be.
Babamın bankadan arkadaşları… Moray ile görüşmeyi düşünürseler üzüleceğimi biliyorlar. Bundan eminim.
Banking in Russia, but, you know… Yeah. I was wondering what he was doing.
Evet. Rusyada bankayla ne işi var diye düşünmüştüm ama.
Yeah. I was wondering what he was doing, banking in Russia, but.
Evet. Rusyada bankayla ne işi var diye düşünmüştüm ama.
He told me to tell my friends I had London banking connections.
Arkadaşlarıma, Londra bankalarıyla bağlantım olduğunu söylememi istedi.
I heard you have banking connections in London.
Londra bankalarıyla bağlantın olduğunu duydum.
Are you thinking of a career in banking?
Ortada-- Bankacılıkta kariyer mi düşünüyorsun?
Banking, the doctor's, certain family obligations.
Bankaya, doktora, bazı aile toplantılarına.
And we have a saying in the banking business.
Bankacılıkta bir deyim vardır.
Results: 848, Time: 0.0536

Top dictionary queries

English - Turkish