BARREL in Turkish translation

['bærəl]
['bærəl]
varil
barrel
keg
drums
vats
namlu
barrel
muzzle
gun
fıçı
barrel
keg
cask
landfill
tap
tubs
vats
draught
tubby
barrel
varili
barrel
keg
drums
vats
fıçısı
barrel
keg
cask
landfill
tap
tubs
vats
draught
tubby
namlusu
barrel
muzzle
gun
namluyu
barrel
muzzle
gun
fıçıyı
barrel
keg
cask
landfill
tap
tubs
vats
draught
tubby
variller
barrel
keg
drums
vats
varilin
barrel
keg
drums
vats
fıçıya
barrel
keg
cask
landfill
tap
tubs
vats
draught
tubby
namlusunu
barrel
muzzle
gun

Examples of using Barrel in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When I leave Pickle Barrel Falls. I do not know what will happen to me.
Turşu Fıçısı Şelalesini terk edince başıma ne gelecek ben de bilmiyorum.
Ackford, yeah. Took us a week to fill that barrel.
O varili doldurmak 1 haftamızı almıştı. Ackford, evet.
Barrel, for God's sake, I give you one job-- one!
Barrel ya Tanrı aşkına, sana bir tane görev verdim!
He was writing a book about the Gun Barrel Party, right?
Silahın Namlusu Partisi hakkında bir kitap yazıyordu, değil mi?
And I send this barrel off to Mandalay.
Ve bu fıçıyı Mandalaye göndereceğim.
No, but I'm scraping the bottom of the barrel here, ladies.
Hayır, ama varilin dibindekileri kazımaya çalışıyorum bayanlar.
Every time you spin the barrel, it takes two misfires before it actually fires.
Namluyu her çevirişinde, gerçekten ateş etmesi için 2 boşa atması gerekiyor.
I do not know what will happen to me when I leave Pickle Barrel Falls.
Turşu Fıçısı Şelalesini terk edince başıma ne gelecek ben de bilmiyorum.
Took us a week to fill that barrel. Ackford, yeah.
O varili doldurmak 1 haftamızı almıştı. Ackford, evet.
I give you one job… one!- Barrel, for God's sake!
Barrel ya Tanrı aşkına, sana bir tane görev verdim!
With a magnetic snap? Hey, is that a studded-strap Louis Vuitton barrel bag?
O bir mıknatıs kapaklı Louis Vuitton fıçı çantası mı?
Now's the time to roll the barrel.
Şimdi fıçıyı yuvarlama zamanı.
I requisition that barrel.
Bu fıçıya el koyuyorum!
Can't help but think… that we really are scraping the bottom of the barrel.
Faydası olmaz ama düşünün varilin dibini sıyırmaya çalıştığımızı düşünün.
Careful. You move that barrel, Larry, and I will blow you away.
Namluyu çekersen, Larry seni patlatırım. Dikkatli ol.
Today at Glen Forest University, the Gun Barrel Party strikes the match.
Bugün Glen Forest Üniversitesinde Silahın Namlusu Partisi kibriti çakacak.
Is"Welcome to Pickle Barrel Falls, The line Viva Lost Pages.
Replik şöyle:'' Yeni daimî yuvan olan Turşu Fıçısı Şelalesine… hoş geldin Viva Kayıp Sayfalar.
Take a long stick and… start poking around… in the big chocolate-mixing barrel.
Uzun bir sopa al Ve Varili karıŞTır.
His ex-wife ran away with-with keith barrel, the football player?
Eski karısı futbolcu Keith Barrel ile kaçmıştı hani?
her belly swelled up like a barrel.
karnı fıçı gibi olmuştu.
Results: 1133, Time: 0.0489

Top dictionary queries

English - Turkish