BIDDY in Turkish translation

biddy
tavuk
chicken
hen
poultry
kadın
woman
female
lady
girl

Examples of using Biddy in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Come here, biddy.
Buraya gel, dostum.
Stupid things. Like… telling him about Biddy O'Gorman, how she was big like a haystack.
Aptalca şeyler. Ona… Biddy OGormanı anlattım, onun nasıl bir gün samanlık.
Like… telling him about Biddy O'Gorman, how she was big like a haystack Stupid things.
Aptalca şeyler. Ona… Biddy OGormanı anlattım, onun nasıl bir gün samanlık.
And if young girls like Biddy O'Goarman can strangle infants, surely you can dispatch a hateful, brutal man for me, for love and for gold?
Acımasız bir adamı öldürebilirsin? sen de kesinlikle benim için ve altın için nefret dolu, Ve eğer Biddy OGoarman gibi genç kızlar bebekleri boğabliyorsa?
You think I wanna spend my remaining days sitting on some park bench, talking about my arthritis with some old biddy?
Sayılı günlerimi bir yaşlı tavukla bankta oturup kireçlenmem hakkında yakınarak geçirmek istediğimi mi sanıyorsun?
She played a character named Biddy Blair in David Garrick's farce Miss in Her Teens and was praised in the Portland Herald:"Miss Arnold, in Miss Biddy, exceeded all praise.
David Garrick tarafından yazılmış Miss in Her Teens adlı bir farsta Biddy Blair adında bir karakteri oynadı ve Portland Heraldda şu sözlerle övüldü:'' Miss Biddyde Bayan Arnold, tüm övgülerin üzerinde.
Because you two both sound like a couple of old biddies.
İki yaşlı kadın gibi konuşuyorsunuz da.
Liberty Belle versus Fortune Cookie, and Biddies versus Melrose.
Ve İhtiyarlar, Melrosea karşı. Özgürlük Güzeli, Şans Kurabiyesine karşı.
I didn't think those biddies were stupid enough to say who I was.
Ama o bunakların sana burada olduğumu söyleyeceklerini sanmıyordum.
Oh, boy!- the Beatdown Biddies!
Beatdown Teyzeler. Oh, evladım!
Gasps Hey, you old biddies!
Hey, sizi yaşlı kocakarılar!
Giant bugs! Hey, you old biddies!
Dev böcekler! Hey, sizi yaşlı kocakarılar!
Just look at those fat, lazy biddies.
Şu şişman, tembel kocakarılara bak.
And sometimes they give me what they think are candy Those old biddies are sweet, but are really loose Vicodin.
O yaşlı hatunlar çok tatlı ve bazen bana şeker diye yanlışlıkla Vicodin veriyorlar.
Those old biddies are sweet, and sometimes they give me what they think are candy but are really loose Vicodin.
O yaşlı hatunlar çok tatlı ve bazen bana şeker diye yanlışlıkla Vicodin veriyorlar.
And sometimes they give me what they think are candy, but are really loose Vicodin. Those old biddies are sweet.
O yaşlı hatunlar çok tatlı ve bazen bana şeker diye yanlışlıkla Vicodin veriyorlar.
Come on, Biddy!
Hadi, Biddy!
Biddy sends her regards.
Biddy selamını yolladı.
What do you think, Biddy?
Ne düşünüyorsun, Biddy?
Give it a whack, Biddy.
Vur ona, Biddy.
Results: 153, Time: 0.0452

Top dictionary queries

English - Turkish