BLOCKAGE in Turkish translation

['blɒkidʒ]
['blɒkidʒ]
blokaj
blockage
a blockade
to block off
tıkanma
blockage
obstruction
writer's block
engeller
stop
obstacle
prevent
barrier
way
interfere
obstruction
hurdle
keep
block
tıkanıklığın
blokajı
blockage
a blockade
to block off

Examples of using Blockage in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Some kind of internal bleeding.- Blockage… appendix.
Tıkanıklık, apandisit… Bir çeşit iç kanama.
What happens after you have the heart attack, this blockage?
Kalp krizi geçirdikten sonra size ne oluyor? Tıkanma mı?
Poison blockage happens quite a bit with Garbodor.
Zehir tıkanıklığı, Garbodorlarda sık görülür.
But you're the first hand to open the blockage, Hamada!
Ama blokajı açacak ilk kişi sen olacaksın Hamada,!
Now we know what caused the blockage. All right?
Haksız mıyım? Artık tıkanıklığın sebebini biliyoruz?
Blockage, in the tunnel. Mi5. We have got a.
Tıkanıklık var.- MI5. Tünelde bir.
He claimed he could cure his patients by removing this blockage.
Bu tıkanıklığı ortadan kaldırarak hastaları tedavi edebileceğini iddia etmişti.
We have got a… Mi5. Blockage, in the tunnel.
Tıkanıklık var.- MI5. Tünelde bir.
Reach your fingers in and see if you can break up the blockage.
Parmaklarınla girip tıkanıklığı açabilir misin bir bak.
There's a blockage in the urinary tract.
İdrar yollarında tıkanıklık var.
We couldn't repair the blockage because- Actually, it's become part of you now.
Tıkanıklığı onaramadık çünkü o artık senin bir parçan olmuş.
Blockage of left inferior artery as well.
Sol inferior arter tıkanıklığı da var.
And there's the blockage.
İşte tıkanıklık.
Acute intestinal blockage.
Akut bağırsak tıkanıklığı.
Nothing… just a blockage. What happened?
Ne oldu? Yok bir şey… sadece tıkanıklık.
He had major arterial blockage.
Binbaşı. damar tıkanıklığı.
It's probably a blockage in the feeder line or something.
Herhalde besleme hattında tıkanıklık olmuştur.
Old pipes, water line blockage.
Eski borular, su hattı tıkanıklığı.
Intestinal blockage could be fatal if we don't treat it.
Eğer tedavisiz bırakırsak, barsak tıkanıklığı ölümcül olabilir.
If you want to relieve some sort of blockage.
Eğer engellerden kurtulmak istiyorsan.
Results: 103, Time: 0.053

Top dictionary queries

English - Turkish