ENGELLER in English translation

prevents
engel
önlemek
önleyecek
engelleyen
engelliyor
önler
alıkoymasın
mani
blocks
blok
bloğu
bloke
engel
bir bloğu
sokağın
engelle
mahallede
kapatın
blokla
barriers
bariyer
engel
barikatı
sınırını
duvarı
bir sed
bir set
arasındaki
perde
hurdles
engel
bir zorluktu
stops
kesin
engel
durak
yeter
artık
son
dur
kes
bırak
durun
inhibits
inhibe
engelliyorlar
engelleyen
engel
inhibe eder
kısıtlayan
baskılayan
roadblocks
barikat
engeli
bariyerleri
obstructions
engel
engellemek
tıkanıklığı
obstrüksiyona
way
böyle
mümkün
öyle
yolu
taraftan
şekilde
bir yol
imkanı
yöne
şekli

Examples of using Engeller in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Zehirli sarmaşık için kaşıntıyı engeller.
For the poison ivy, stops the itching.
Şimdiyse tüm yola engeller konmuş.
Now there are road blocks all over the place.
Ile kıyaslandığında bir hiç kalır. Bizi ayıran engeller gerçek aşkın gücü.
The barriers that keep us apart are nothing compared to the power of true love.
Mercan çıkıntıları ve diğer engeller… kızlötesi işaretleyiciler ile denizin altında belirleniyor.
Coral outcroppings and obstructions.
Öte yandan, bölgedeki 13 ekonomi kadın girişimciler için ilave engeller uygulamaktadır.
However, 13 economies in the region stipulate additional hurdles for women entrepreneurs.
Kıbrıslı Rumlar, radikal Eroğlunun söz konusu çabalara ciddi engeller koyabileceğinden korkmuşlardı.
Greek Cypriots had feared hardliner Eroglu's election could put up serious roadblocks in the effort.
Kokuyu bastırır ve sineklerin istilasını engeller.
Covers the smell and stops the infestation of flies.
Bağışıklık sistemini güçlendirir… ve bağırsaklarda parazit oluşumunu engeller.
It stimulates the immune system… and inhibits the growth of parasites in the intestines.
Suçlar ve ırkçılık burada umudun önünde duran engeller.
Crime and racism stand in the way of hope here.
Bu da UV ışınlarını engeller.
And this blocks out UV rays.
Zorluklar ve engeller çıksın istemiyorum.
I don't want complications and entanglements.
Ancak Afganistan ve Pakistan kadın girişimciler için ilave engeller uygulamaktadır.
However, Afghanistan and Pakistan, stipulate additional hurdles for women entrepreneurs.
Koruyucu denen birtakım engeller kullanıyorlar.
It's a… they use a set of obstructions called wards.
Kan dolaşımını engeller.
That stops the circulation.
Görünüşe göre tek sorunun engeller değil.
It looks like roadblocks aren't your only problem.
Bu, bombaya giden patlatıcı sinyali engeller.
This blocks detonator signal to the bomb.
Bağışıklık sistemini güçlendirir… ve bağırsaklarda parazit oluşumunu engeller.
And inhibits the growth of parasites in the intestines. It stimulates the immune system.
Görüyorsun, şiddetin korkusu şiddeti şiddetle engeller.
See, the very fear of violence keeps violence at bay.
Farklılıkları giderme yolunda ilerleme kaydedilmesine rağmen, hâlâ engeller var.
Although progress has been made in ironing out differences, more hurdles remain.
Yolda engeller.
Obstructions on the road.
Results: 568, Time: 0.0519

Top dictionary queries

Turkish - English