BONDED in Turkish translation

['bɒndid]
['bɒndid]
bağlı
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlanmış
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlandık
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlıdır
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
birbiriyle kaynaştı

Examples of using Bonded in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What we both felt, that we're bonded.
İkimiz de birbirimize bağlı olduğumuzu hissettik.
I often wondered if you and my son bonded because neither of you is fond of speaking.
Konuşmayı sevmediğiniz için, senin ve oğlumun bağlanmış olmanızdan endişeleniyorum.
Bonded, united. The power of their pain is.
Onların acılarının gücü ve… Bağlanmış, birleşmiş.
Bonded. The power of their-- United.
Onların acılarının gücü ve… Bağlanmış, birleşmiş.
Bear witness to the holy wedlock of this mortal couple bonded for all eternity.
Bütün ebediyete kadar, bağlanan bu ölümlü çiftin kutsal nikahına şahitlik edin.
I'm bonded, miss.
İşime bağlıyım hanımefendi.
Bonded by blood and time and love.
Kan bağı, zaman, sevgi.
Hounds bonded, their powers combined.
Av köpekleri bağlandı ve güçleri birleştirildi.
With whom? lam still bonded.
Hâlâ bağlıyım. Bilemiyorum. Kime?
No, but we bonded in a meaningful way.
Hayır ama biz anlamlı bir yola bağlanmışız.
We're family after all, bonded by blood.
Sonuçta biz bir aileyiz, kanla bağlanmışız.
You and I bonded over a mutual love of scheming and burlesque.
Sen ve ben entrika ve komik taklitten oluşan karşılıklı bir aşk ile bağlanmıştık.
Bonded forever by what we went through.
Sonsuza dek birbirimize bağlanmıştık.
They're very bonded.
Çok bağlandılar.
Me and Polly, we bonded.
Polly ve ben birbirimize bağlanmıştık.
Jacques bonded with this employee.
Jacques, bu çalışanına bağlandı.
You're one of those people so bonded by death?
Sen de o kişilerden biriydin. Ölümle bağlandık, öyle mi?
We bonded, okay?
Biz bağlıyız tamam ?
Evanthia steele Claims that she's bonded with this dog.
Evanthia Steele, köpekle bir bağı olduğunu iddia ediyor.
That's one of the things we bonded over.
Bu bizi birbirimize bağlayan şeylerden biriydi.
Results: 111, Time: 0.0617

Top dictionary queries

English - Turkish