BONY in Turkish translation

['bəʊni]
['bəʊni]
sıska
skinny
scrawny
slim
thin
bony
puny
scrag
little
kemik
bone
bony
bony
kemikli
bone
bony
kemiksi
bone
bony
sıskasın
skinny
scrawny
slim
thin
bony
puny
scrag
little
ensefaloseli kapatacak yeterli alanı açmak ve kemik

Examples of using Bony in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I found fracturing around the bony wall socket of the victim's two upper front teeth.
Kurbanın üst dişlerinin kemik duvarları çevresinde çatlamalar buldum.
Bony T told you that, right?
Sana bunu Bony T söyledi değil mi?
What's going on? Shake that bony ass of yours!
Ne oluyor? O kemik kıçınızı sallayın!
Where would you hear that? Bony T told me?
Bony T söyledi. Nereden duydun?
you shoot bony spikes.
sen kemik çiviler fırlatıyorsun.
Bony T told me. Where would you hear that?
Bony T söyledi. Nereden duydun?
He was tall, broad shoulders, and thin, really thin, like bony.
Uzun boylu, geniş omuzlu ve zayıftı, sıska gibi.
It's a bony enlargement on the heel that's caused by wearing ill-fitting high-heel shoes.
Tam oturmayan yüksek topuklu ayakkabıların sebep olduğu kemik büyümesi hastalığı.
This is Bill, Bony, Joe!
Bu, Bill, Bony, Joe!
Kitty Haynes, the nightclub singer, is bony? She's too bony.
Şarkıcı Kitty Haynes, sıska mı? Çok sıska.
Buddy, you're like a couple of bony bird boys.
Dostum siz ikiniz sanki bir çift kemik kuş çocuğusunuz.
Their backs bristled with rows of hard, bony plates and spikes.
Onların sırt kılları, sert ve sıralı sivri kemik plakaları bulunurdu.
No bony injury, no retained metal by the looks of it.
Kemikte zedelenme yok içerde kalan metal de yok görünüyor.
That the bony tumors are encroaching on his brain.
Kemikteki tümörler beyne zarar verebilir.
Maybe your butt's too bony.
Belki de popon çok kemiklidir.
Because you are too big and bony to ride this bike.
Çünkü sen çok büyüksün ve kemiklerinle bisikleti süremezsin.
Crater Face had very bony knees.
Çok rahatsız olmuştum. Krater Suratın dizleri çok kemikliydi.
They're bony and most fish today have bony skeletons.
Bunlar kemikli ve bugün bir çok balık kemikten bir iskelete sahiptir.
Too bony? Too bony.
Kemikli miyim? Çok kemiklisin.
I'm small and bony!
Ben küçük ve kemikliyim!
Results: 208, Time: 0.124

Top dictionary queries

English - Turkish