BOULDER in Turkish translation

['bəʊldər]
['bəʊldər]
kaya
rock
stone
boulder
rocky
ticker
kayayı
rock
stone
boulder
rocky
ticker
kayaya
rock
stone
boulder
rocky
ticker
kayanın
rock
stone
boulder
rocky
ticker
parçasını
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice

Examples of using Boulder in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Boulder Snails are nice.
Kaya Salyangozları iyidir.
Like that jerk, Sisyphus… we will not let our boulder roll back down.
Biz o Sisifos dallaması gibi… Kayanın yuvarlanmasına izin vermeyeceğiz.
Imagine a boulder falling on you.
Üzerine bir kaya düştüğünü hayal et.
Then onto a one-handed handstand all while still leg-pressing the boulder.
Tek el üstünde durup bu arada bacakla kayayı kaldır.
And a few feet there into the woods, a boulder.
Birkaç metre içeride, ormanda bir kaya vardı.
into the woods, a boulder.
ormanda bir kaya vardı.
I ate a boulder on the way in.
Sağ ol, az önce yolda gelirken, kaya yemiştim.
I ate a boulder on the way in. Thanks.
Demin yolda gelirken, bir kaya yemiştim zaten. Teşekkürler.
Thanks. I ate a boulder on the way in.
Teşekkürler. Demin yolda gelirken, bir kaya yemiştim zaten.
I ate a boulder on the way in. Thanks.
Teşekkürler. Demin yolda gelirken, bir kaya yemiştim zaten.
Oh, my God, this is it… this is the boulder.
Aman Tanrım. İşte budur, işte kaya.
Mm.- Just make sure you don't slow me down, boulder boy.
Sadece beni yavaşlatmayacağından emin ol, kaya çocuk.
I feel like I left my head under the boulder that crushed it.
Sanki kafam, parçaladığım kayaların altında duruyormuş gibi hissediyorum.
Boulder a motion, you mean!
Kayada bulunmak demek istiyorsun herhalde!
And I pick it behind the boulder and I drove back to Washington.
Spor çantası gibi ve onu kayalığın arkasına koydum ve Washingtona geri döndüm.
We all live here in Boulder.
Hepimiz burada, Boulderde yaşıyoruz.
This is the boulder strewn snout of the giant Baltoro glacier in the Karakoram mountains of Pakistan.
Bu Pakistanın Karakurum Dağlarındaki Baltoro Buzulunun kayalarla kaplı burnudur.
A fuckin' boulder.
Kahrolasıca bir kaya.
When Dawn pointed to that last boulder, I think I actually yelled at her.
Dawn, son kaya parçasını gösterdiğinde sanırım ona gerçekten bağırdım.
It's like pushing a boulder uphill.
Bu bir kayayı yokuş yukarı itmek gibi bir şey.
Results: 327, Time: 0.0439

Top dictionary queries

English - Turkish