BOWEL in Turkish translation

['baʊəl]
['baʊəl]
bağırsak
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağırsağı
bowel
intestinal
gut
colon
intestines
thairm
colorectal
barsak
pub
saloon
barroom
bağırsağının
bowel
intestinal
gut
colon
intestines
thairm
colorectal
bağırsakları
bowel
intestinal
gut
colon
intestines
thairm
colorectal
bağırsaklar
bowel
intestinal
gut
colon
intestines
thairm
colorectal

Examples of using Bowel in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I overheard the man that is to get her bowel and liver.
Duyduğuma göre onun bağırsaklarını ve karaciğerini alacak kişi.
Not a bad looking bowel, is it, webber?
Bağırsaklarım çok da fena görünmüyor ha, Webber?
I didn't see any bowel perforation.
Bağırsakta herhangi bir deliğe rastlamadım.
It was right up there. Why was Abby about to discharge my bowel obstruction?
Neden Abby bağırsağında tıkanma olan hastamı… taburcu etmek üzereydi? Oradaydı?
Her x-rays indicate there's a perforation in the bowel.
Röntgenlerde bağırsağında bir delik oluştuğu görünüyor.
Irritable bowel syndrome?
HIrçIn BağIrsak Sendromu?
Did you have a bowel movement?
Bağırsakların harekete geçti mi?
Feel a bowel movement coming on myself.
Bağırsaklarımda bir hareketlenme hissettim.
I spend most of my day in a bowel.
Ben de günümün çoğunu bağırsaklarla geçiriyorum.
I will cut in the vicinity of your anus, where the bowel ends.
Anüs civarını keseceğim, bağırsaklarının sona erdiği yeri.
The only problem I have with Judy dolls is they're in the bowel of this man.
Barbie bebeklerle ilgili tek problemim bu adamın bağırsaklarında olmaları.
Injected fluorescein dye… it makes any viable part of the bowel glow.
İçeri enjekte edilmiş flüorışımalı boya bağırsaktaki canlı kısımların parlamasını sağlıyor.
Bowel ischemia, lungs and the liver. Multiple blood clots would tie together.
Akciğerler ve karaciğer. Kan pıhtılaşmaları her şeyi açıklıyor; bağırsakta iskemi.
No, I need to stay there, I still have to have bowel movements.
Hayır, burda kalmam gerek, hâlâ bağırsaklarımın hareket etmesi gerek.
And that will be going into the patient's bowel.
Ve bu, hastanın bağırsağına gidiyor.
I think we can all thank God for that small bowel.
Sanırım o ince bağırsağa hepimiz şükredebiliriz.
Bowel, pancreas, liver.
İnce bağırsak, pankreas, karaciğer.
Okay, I have released the bowel.
Tamam, benbağırsak yayımlanan ettik.
A really good bowel movement.
İyi bir bağırsak faaliyeti.
That's a pretty nasty bowel obstruction.
Epey kötü bir bağırsak tıkanması.
Results: 259, Time: 0.049

Top dictionary queries

English - Turkish